Bir Evlilikte Paranoyaklığın Getirdiği Nokta: Bütün Çılgınlar Sever Beni

Prömiyerini 17 ekim 2013 de yapan yapım hala daha sahnelerde. Ben oyunu bu hafta üçüncü defa seyrettim. İlk olarak 2013 senesinde Aslı Tandoğan’ın oynadığı eski temsili de seyretmiştim. Ardından altı sene önce izledim. Ve şu anda tekrar izleme gereği duydum. Çünkü oyun çok eğlenceli. Yıllar geçse de sahnelerden inmeyen ve kendisini sürekli izlettirtmeyi başarabilen bir yapım.

Oyunda oyuncuların performansı gerçekten çok iyi ama çok başarılı diyebileceğim bir başka öğe de Bengi Günay’a ait olağanüstü sahne tasarımı. Bengi Günay yaptığı dekor evler ile sahne üzerinde gerçekten bir metropol izlenimi yaratmayı başarabilmiş. Bir diğer öğe de Moda Sahnesi’ninhemen hemen her oyununda reji olarak imzası olan Kemal Aydoğan bu oyunda da reji koltuğunda. Işık tasarım ise gayet kullanışlı, her şey yerli yerinde. Işık tasarım ise İrfan Varlı’ya ait.

Bulgar oyun yazarı Stefan Tsanev’ in yazdığı ve Moda Sahnesi’nde Prömiyer yaptığı 17 Ekim 2013 tarihinden beri kapalı gişe oynayan ve şu anda 200 temsilin üzerine çıkmayı başarabilmiş “Bütün Çılgınlar Sever Beni” diğer adıyla “Baştan çıkarma” bir kaos, bir sarmal, bir aşk üçgenidir. Erkeğin kıskançlığı,fesatlığı,karısına karşı güvensizliği oyunun ana temasıdır. Oyun karakterleri  Maria,Yosif, Angel dir.

Yazar, Cervantes’in kalın don kişot kitabında bulunan öykülerin birisinden uyarladığı gibi  oyun metni Cervantes’in Don Kişot’undan bu alıntıyla başlar. 

“Sana güvenerek şunu söyleyeceğim ki, dostum Lotario, beni kıvrandıran şey, eşim Camila’nın gerçekten benim düşündüğüm kadar iyi ve mükemmel olup olmadığını bilmek arzusudur. Bu gerçeği öğrenmemin tek yolu ise, iyiliğinin ayarını ortaya çıkaracak şekilde onu sınamak; altının ayarının ateşle ölçüldüğü gibi. Çünkü bence, sevgili arkadaşım, bir kadının namusu, ne kadar peşine düşülüp düşülmediğiyle ilgilidir…” 1

Yosif için her şeyin altında yatan temel korku aslında iktidarını zayıflatacak, karısı Maria üzerinde kurduğu hegomonyayı kıracak korkudur. İktidarını erkeklik şovlarıyla kanıtlamaya çalışan evin erkek bireyi karısının bir erkek karşısında baştan çıkıp çıkmayacağını öğrenme girişimindedir. Bunun için de kirli oyununa arkadaşı Angel’ı alet eder.

Yazan Stefan Tsanev Tekperde.com
Bulgar oyun yazarı: Stefan Tsanev

Ortada oluşan temel çatışma bir erkek birey olarak Yosif’in karısı karşısında özne olabildiği noktadır. Baskıcı ve kıskanç eş olarak konumlandırır onu bu çatışma. Maria ise sanatla uğraşan masum ekadını verir bize özne olarak. İktidarın güç,dikte,iktidar temsillerine karşın kadın tüm berraklığı ve masumluğu ile karşımızdadır.

Yosif’in sinir bozucu jestlerine, amansız gevezeliğine, kılkuyruk görünümüne ve karısına karşı bitmek bilmeyen kıskançlığına karşın Maria; sanatla uğraşan, gayet temiz kalpli, özü sözü bir, harika denebilecek güzellikte çizilmiş kadındır oyun içerisinde. Güzel olduğu kadar da masumdur. Bu güzelliğindan ve masumluğundan dolayı da kocasının bitmek bilmez kıskançlıklarına mağruz kalır. Bu kısknaçlıklar Yosif’i iyice paranoyaklaşma noktasına getirir sonra. Güvenebilmek için de arkadaşı Angel’ı karısını baştan çıkartmaya çalışması için görevlendirir. Bunun sonucunda karısının gerçekten de masum mu yoksa masum görünen kisvesinin altında yatan bir şeytan var mı öğrenecektir.

Yani bu durumda masum Maria bir kadın olarak üzerine bahis oynanan bir kadın bedenine dönüşecektir. İktidarın bireye uyguladığı tahaküm işte burada karşımıza çıkar. İlk denemesinde başarılı olamayan Yosif, karısının bedeni üzerinde girdiği bahiste ileri giderek Angel’a karısı ile nasıl ön sevişme yapacağını dahi fiziki olarak gösterir. Bu erotik sahne ise Yosif tarafından karısının bir bireyden çıkarılarak bir seks objesi, bir malzeme haline dönüştürüldüğünü izlettirir izleyiciye. Tüm bunlar olurken de Maria’yı kuliste değil sahnenin diğer köşesinde sanatını yaparken veya kitap okurken görürüz. Bu da onun seks objesi haline getirilen kadın bedenine karşılık gerçek varoluşu niteliğindedir.

Gayet temiz kalpli, gayet iyi niyetli olan Maria ise aslında Angel’ı sevmekte ama bunu belli etmemektedir. Kocasına ihanet etmek gibi bir girişimi de olmayacaktır kesinlikle. Ama esasen kocasının gönderdiği Angel’ın evine gelip ona kur yapması ile baştan çıkar. Yine de kocasını aldatmaz. Konuyu değiştirmek için flüt çalmaya başlar. Maksadı Angel’ı uzaklaştırmaktır ama esasen o anda onu arzulamaktadır. Ardından flüt çalarken Angel’ın onu kocasının gösterdiği şekilde ön sevişme niteliğinde okşaması ile iyice  kendinden geçer ve kocasını aldatarak Angel ile birlikte olur. Angel de arkadaşına ihanet ederek Maria’ya karşı olan bastırdığı gizli duygularını artık bastırmaz. Onu artık Yosif’in yalanları doğrultusunda değil gerçekten sevmekte ve arzulamaktadır. Yosif paronayaklıklarının sonucu kendi kazdığı kuyuya kendisi düşmüştür. Maria’nın kocasını aldatması, onun boyunduğundan kurtulması bireyin iktidarın kurduğu tahakümü yıkması niteliğindedir. Artık sınırlar ortadan kalkmıştır. 

Yosif ile Angel tekrar buluştuklarında Angel  her şeyi anlatır. Yosif, uğradığı bu ihanet karşısında kendini kaybeder. Durumun ciddiyetini algılayan Angel, şaka yaptığını söyleyerek hem kendini kurtarır hem de Yosif’i rahatlatır.

Sıra Angel’ın karısından özür dilemesine gelmiştir. Ve tüm bu olanları kendisinin kurguladığını Angel’ıkurarak onun üzerine kendisinin gönderdiğini itiraf edecektir. Ancak karısı ve arkadaşının gerçekten de seviştikleri, birbirlerini sevdiklerini bilmemektedir. 

Hem Angel’ı hem de karısını bastırarak her zamanki gevezeliği ile konuşarak her şeyi anlatır. Ama bu anlatma zamanında karısı ile en yakın arkadaşı Angel’ın birbirlerini gerçekten de sevdiklerine ve sevişmiş olduklarını itiraf etmelerine, karısının ona artık sadık olmadığını itiraf etmesine uzun bir süre izin vermez. Hep kendisi konuşur. Ve eşi Maria’nın gerçekten masum olduğuna inanarak karısından şüphe ettiği için pişmandır.  Eşinden bu paronayakça tutumları, kurduğu bu saçma oyun için özür dilerken bir yandan da onun ne kadar temiz kalpli ne kadar sadık olduğunu söylemekte ve ona sevgi dolu aforizmalar sarfetmektedir.

Ama konuşması bittikten sonra Angel’ın itirafı ardından da Maria’nın kabulü ile ikisinin arasında olup biteni öğrenir. Bu sefer de Maria’yı geri kazanmakiçin Angel’ın onu sevmediğini, herşeyinonun kurduğu bir oyun olduğunu ispatlama girişime başlar. Ve bunları kendisinin yaptığını da Angel’ın Maria’ya sarf ettiği sevgi ve ihtiras dolu sözcükleri, şiirleri ,itirafları kendi ağzından söyleyerek kanıtlar. Tüm bu olanlar karşısında en çok üzülen de Maria olur. Dede yadigarı silahı alarak önce Angel’ı ardından da Yosif’ivurur.

İkisini de vurduktan sonra Angel’ı sevdiğini ve Angel’ın ona ihanet etmesi, Yosif sebebiyle vurduğunu ama Yosif’in bu kirli oyununa alet olması sebebiyle vurduğunu öğreniriz. Ardından da kocası Yosif’i aslında hiç sevmediğini öğreniriz. Yani Angel’ı sevdiği için, ona duyduğu aşktan ötürü vururken, kocasını sırf oynadığı bu kirli oyun ve bitmek bilmeyen kıskançlıkları sebebi ile vurur.

1 Don Kişot – Cervantes

*Oyunu 19.02.2024’de CKM Sahnesinde izledim

Oyunun Künyesi
Yazan: Stefan Tsanev
Çeviren: Hüseyin Mevsim
Yöneten: Kemal Aydoğan
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Işık Tasarımı: İrfan Varlı
Afiş Tasarımı: Bengi Günay
Yönetmen Asistanı: Yağmur Mısırlıoğlu
Oynayanlar
Yosif: Mert Fırat
Maria: Öznur Serçeler
Angel: çağlar Yalçınkaya
Süre: Tek perde, 80 Dk
Topluluk: Moda Sahnesi
Tür: Komedi
Seanslar
Afiş
bilge az
bilge az
1987 Eskişehir doğumlu, çocukluk ve gençlik yıllarını Kuşadası’nda geçirdikten sonra eğitimi için İstanbul’a yerleşerek Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nde okudu. Kişisel sergilerinin yanı sıra çeşitli sergilerde yer aldı. Şu anda eğitim hayatına Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Programı Dram Yazarlığı ve Dramaturgi bölümünde devam etmektedir. Kendi imkanlarıyla öykü, oyun, eleştiri yazmaktadır. Tekperde internet tiyatro gazetesinde ve aylık matbu basılan bir tiyatro dergisinde tiyatro oyunu incelemeleri yapmaktadır. Çoğunluğu kendi başından geçen anıları öyküleştirdiği ilk öykü kitabı “Cuma Gecesi Semti” eğitim gördüğü bölümde ödev olarak kendisinden istenilen otobiyografileri, biyografi değil öykü olarak yazması ile oluşmuştur. Elinde biriken ödev niteliğindeki bu öyküleri yazdığı diğer öykülerle birleştirmiştir. Şimdi de öykü yarışmaları için hazırladığı öyküleri ve internette yayınladığı öyküleri kitaplaştırmak üzere biriktirmektedir.

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz