Hep Bi’ Eksik Kaldık

Bankacı olan Ali İhsan her zamanki gibi işten çıktığı gibi evine gelir, televizyonunu açar ve bir yandan akşam yemeğini hazırlamaya başlar. Bir akşam ise kapısı beklenmedik bir şekilde çalar. Gelen kişi aylardır görüşmediği, abisinin halini hatrını sormayan kardeşi Ahmet Osman’dır. Biralarını yudumlarken laf lafı açar; geçmiş kırgınlıklar, şimdiki beklentiler konuşulur. Tam eski günlerdeki gibi hissettikleri anda kapının tekrar çalmasıyla Ali’nin sevgilisi Esra’yı görürler. Asıl olaylar, hesap sormalar, yalanlar bu kapının açılmasıyla içeri girer ve oyunun ritmi bir anda değişir.

Abi-kardeşin tatlı atışmalarına, geçmişteki anılarına tanık olurken oyun başlangıca göre sert ve vurucu bitiyor, ama kardeşlik baki kalıyor! “Kardeş, kardeşi bıçaklamış dönmüş yine kucaklamış.”

İçinde intikam, ihanet, özlem, değersizlik, kardeşlik gibi duyguları barındıran oyun bende kardeşlik duygusunun baskın olduğu bir tat bırakıyor. Oyundan çıktıktan sonra 3 karakterin de iç dünyalarını düşündüm.

Ali İhsan, okuyup bankacı olmuş ancak kendisini çok yalnız hisseden bir karakter. Belki de babasının gözüne girebilmek için okumayı tercih etmiş. Hayatı boyunca hep susmuş, isyan etmemiş ve bu yüzden de aslında kendisini yok gibi hisseden birisi. Hayatında bir kez olsun sesini çıkarsa belki de bambaşka bir noktada olacaktı.
Ahmet Osman ise abisinin tam tersi olarak ipsiz-sapsız takılan, hayata dair hiçbir sorumluluk hissetmeyen ancak bu duyguların altında da vicdan azabı çeken bir karakter. Annelerini çok küçük yaşta kaybetmenin etkisiyle oluşan bir isyan biçimi belki de Ahmet’in.
Esra ise hayatında kimseden değer görmemiş ve kimse tarafından önemsenmemiş, bu yüzden değer vermeyi de tam bilemeyen bir karakter.

Aslında 3 karakter de “hep bi’ yerden eksik kalmış”. Hepimizin hayatında eksik kalmış, tamamlamaya çalıştığımız, özlem duyduğumuz kısımlar vardır. Çoğu kişi de farkında olmadan ilişkilerini eksik yönlerini kapatmak üzere kurar. Esra ve Ali arasında ilişki gibi.

Batuhan Gelener Tekperde.com
Batuhan Gelener, Yönetmen

Batuhan Gelener, 3 karakterin dünyasını, abi-kardeş arasındaki ilişkiyi yer yer esprili bir dille, yer yer yer de vurucu bir şekilde aktarmış. Gündemle ilgili replikler ise metne gayet iyi bir şekilde entegre edilmiş, özellikle ekonomi vurgusu son zamanlarda izlediğim her oyunda var neredeyse maalesef. Tiyatro da hayatın bir yansıması sonuçta, ne diyebilirim ki.

3 oyuncunun da öfkelerinin yükseldiği sahneler, ayarlanan öfke dozu başarılıydı. Ali Berge ve Celal Öztürk ise inişli çıkışlı abi-kardeş ilişkisini çok güzel yansıttılar. Üç oyuncuyu da tebrik ederim.
Bana oyunu merak ettiren teaserlarıydı, yazmadan geçmek istemedim. Ömer Öztürk‘ü tebrik ederim.
Dekor olarak kullanılan ve oyunun da temasını anlatan asılı tabloları ise çok sevdim.

Tüm ekibin emeğine, enerjisine, yüreğine sağlık. 
Yolu açık, seyircisi ve alkışı bol bir oyun diliyorum! 

Not: Kızılcık Şerbeti detayı ise diğer bir favorimdi ☺️

Oyunun Künyesi
Yazan&Yöneten: 
Batuhan Gelener
Oyuncular: 
Ali Berge, Celal Öztürk, Mislina Kurtuldu
Yardımcı Yönetmenler: 
Ali Erkin Acır, Ekin Kıvanç Kavurma
Işık Tasarımı: 
Uğur Yıldız, Yasin Gültepe
Reji Asistanı: 
Sena Bıyıkoğlu
Asistanlar: 
Azat Sunar, Zeynep Sude Eker
Teaser Yönetmeni: 
Ömer Öztürk
Afiş Tasarım: 
Alço Oğuz
Yapım Desteği: 
Pax Sahne, Sfrpztf
Topluluk:  Rex Tiyatro
Tür: Trajedi & Dram
Seanslar
Afiş
Dilubay
Dilubay
Tiyatronun iyileştirici gücüne inanır, tiyatroya terapi amaçlı gider. 

Mühendis olarak hayatına devam etse de ruhunun sanatın içinde bir yerlerde olduğuna inanır. Gittiği her oyunda kendinden bir parça bulur, bu yüzden oyunlar hakkında yazı yazmayı sever.

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz