İstanbul Efendisi – Antalya Şehir Tiyatroları

Musahipzade Celâl’in yazdığı, Engin Alkan’ın yönettiği “İstanbul Efendisi” adlı oyunu Antalya Şehir Tiyatrosu oynuyor, oynarken coşuyor, coşturuyor.

A.Ş.T’nin üç farklı sahnesi var; Yıldız Kenter Sahnesi (farklı binada), Doğu Garajı Büyük Sahne(aynı binada) ve Doğu Garajı Performans Sahne(aynı binada). Hem şehirde çok olmamakla birlikte yeni olduğumu varsayar hem de yer, yön bulamamamı ve şehirde sıklıkla kaybolduğumu da hesaba katarsak, oyunu görmek için doğru sahneye gelişimin rahatlığı ile kapıların açıldığı anonsunu duyar duymaz, zaten tükenmeye yakın sayıda yakaladığım biletin üzerinde yazılı numarayı bulmak üzere salonun en arkasına doğru burnumun dikine içeri girdim. Koltuğumu bulup oturuncaya kadar, sahnedeki dekorla göz göze gelmemiştim. Salonda hafifçe hoş bir koku ve hafifçe rahatsızlık vermeyen şekilde sis vardı. Hatta o kadar hafif ki o ana kadar tek derdi arkalardaki koltuğumu bulmak derdimde olan ben, lensimin gözümden kaydığı için salonu buğulu sisli göründüğümü düşünmüştüm. Yerleştim, çantamdan telefonumu çıkartıyorum, alarm varsa iptal edeceğim, sesini kısacağım, sessize alacağım ve öyle kapatacağım telefonu… Telefonumu kapattım, kafamı kaldırdım dekoru gördüm, vuruldum, vu-rul-dum. Salondaki hoşça koku oyunun bütününden bir tütsü, sisli bulanık görüntü ise lensimin kaymasından kaynaklı değil yine oyun bütünlüğünden bir parça… Koskocaman salon, sahne keza öyle, orkestra çukuru derken, düşlerim derya deniz oyuna dair… Oyunun başlaması için sabırsızlanıyorum.

Oyun konu itibarıyla, bir “İstanbul efendisi” olan Savleti Efendi, kızı Esma’yı evlendirmek amacıyla bir damat adayı arayışına girmesi üzerinden ilerliyor. Ancak gerek yöntemleri, gerekse Esma’ya âşık olan Safi Çelebi’nin çabaları karşısındaki tutumunu ve doğan olayları traji-komik bir halede anlatıyor.

172639709 198108068539197 1953399482590959155 N Tekperde.com
Yöneten: Engin Alkan

Koca bir prodüksiyon, oyuncular, dansçılar, müzisyenler, sahne arkası, teknik ekip, ışık, dekor, kostüm, makyaj… ne kadar çok emek var, emeğin sonucu da seyirciye sunulan sıcacık mis kokulu bir ekmek. Oyuncuların her biri ayrı ayrı methiye hak ediyor ancak unutmuş olmayayım kimseyi, o sebeple tek tek yazmayacağım. Harika bir takım işi. İnanılmaz bir enerjileri var oyuncuların, birbirlerinin meslektaşları olmalarının ötesinde, iyi de arkadaşlar zannediyorum, bence birbirlerini öyle iyi tanıyorlar ki bu ekip, harika bir enerji yaratıyor sahneden salona. Harika bir ekip, harika bir ekip işi.

Müthiş seyirlik bir güldürü, kahkahalara boğan eleştiriler, eleştirilerin gerçekliği; eleştirel konu her dönem sürmüş, sürmekte ve sürecek de görünüyor -keşke sürmese-. Antalya izleyicisi tarafından da büyük ilgi görüyor oyun -sadece bu oyun özelinde değil, ATŞ’nin tüm oyunlarına yoğun bir ilgi var- seyirciler pek memnun, çoğu aileden biri gibi. İkinci perde başlangıcı öyle şenlikli başlıyor ki o kalabalık kadro salonun her yerine dağılıyor, seyirci kendini tutamıyor, vallahi oyuncularla birlikte hem söze hem raksa başlıyor. Oyunda zaman zaman seyirciyi aydınlatan spotlar açılıyor, herkes gülümsüyor, gülüyor, tiyatro; bahar getirmiş seyircilere, mutlu yüzlerden bunu anlamak hiç de zor değil…

Oyun sonunda dakikalarca alkışlanıyor. Yaklaşık üç saat kadar sürmüş olan oyundan kimse ayrılmak istemiyor. Avuçlar kaşınıncaya kadar dakikalarca ayakta alkışlanıyor tüm AŞT kadrosu. Alkışla alkışla, alkış susmuyor. Susmasın, susturulamasın. Böyle bir seyircinin susturulması da zor. Sahne ve koltuklar arasında sıcacık bir iletişim var. Ben tiyatro adına, Antalya adına çok gururlu ve umutluyum, iyi ki böylesi bir tiyatro var, iyi ki böylesi bir seyirci var. Sanırım ben üç dört kez daha izlemeye giderim, sezondaki tüm oyunlarını izledim, zaman zaman tekrar gidip göreceğim. Düşüncelerimi ve bende uyandırdıkları hisleri de paylaşmaktan çekinmeyeceğim.

Geçtiğimiz sezonları bilemem -şehirde henüz yeni olduğumu yukarda belirtmiştim- ancak bu sezon için ‘İSTANBUL EFENDİSİ’ Antalya’nın efsane müzikali, gördüklerimin arasında diğerlerinin boy ölçüşemeyeceği bir prodüksiyondur.

Sezon boyunca yanılmıyorsam, Cumartesi günleri sahneleniyor. İnternet sitesinde sezondaki tüm oyunlarının gişesi açık.
Gitmemezlik etmeyin, mutlaka bu müzikal için kendinize zaman ayırın. İyi seyirler.

Oyunun Künyesi
Yazan: Musahipzade Celal
Yöneten: Engin Alkan
Dekor Tasarımı: K.Barış Dinçel
Kostüm Tasarımı: H.Duygu Türkekul
Işık Tasarımı: A.Cem Yılmazer
Koreografi: Senem Oluz
Yönetmen Yardımcısı: Pınar Yıldırım
Reji Asistanı: Şükrü Masat 
Müzik: Mustafa Altunay
Oyuncular: Mehmet Özgür, Berk Yücesir, Osman Kot, Hasibe Aygül, Yunus Derli, Çağatay Çanta, Çiğdem Karaca, Duygu Hatunoğlu Ünal, Anıl Şeriflioğlu, Selim Turgay Deli, Adil Şahin, Çağdaş Çobanoğlu, Ömer Öznaz, İnanç Tartan, Mehmet Dönmezer
Topluluk: Antalya Şehir Tiyatroları
Tür: Müzikal-Komedi
Seanslar
Afiş
Öznur Öztürk
Öznur Öztürk
Hep çiçeği burnunda, mesleğindeki 17. yılında, tiyatro sanatçısı

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Müjdat Gezen

Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, şair ve eğitmen. Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ni kurmuştur. Sahneye ilk kez Hırka-i Şerif İlköğretim Okulu'nda ilk piyesinde çıktı. Aynı yıl 'Doğan Kardeş' çocuk dergisinde şiirleri yayımlandı. Yine bu yıllarda İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü'nde mikrofonla tanıştı. Müjdat Gezen aynı zamanda şair. 74 adet şiirden oluşan 'Şiirim Geldi Bırakın Beni' isimli bir albümü var. Albümde kendisiyle birlikte Savaş Dinçel, Mustafa Alabora, Perran Kutman, Ali Poyrazoğlu, Rutkay Aziz ve Sunay Akın gibi isimler yer alıyor.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz