Kasvetli Bir Aşk Hikayesi: İnsancıklar

“…Ben sizin sayenizde okumaya başladım, tiyatroyu sevdirdiniz bana, yaşamayı sizinle öğrendim…” 

 Dostyevski’nin eserleri insanların iç dünyalarını, ruh hallerini ve çatışmalarını ustalıkla anlatmaktadır. İnsancıklar tiyatro oyununda, Dostoyevski salonun atmosferine davet ediliyor ve birlikte tüm çalkantıları inceliyoruz.

Aşk birden bire kapıldığın bir büyü mü? Yavaş yavaş akan bir su mu? Aşık olacağınız kişiyi seçebilir misiniz? 

Aniden aşka düştüğünü söyleyen herkes bir süre sonra ilişkideki sorunlarından şikayet ediyor. Büyü de çok uzun sürmüyor. Şüphe, öfke, bencillik, kontrol merkezci özellikleri barındırıyor.. Gözdeki perdeye neden olan şey ise, çocukluktaki travmalarımızda o kişiyi karşımızda görüp, güvenli limana çekiliyor olmamız. İlişkilerinizde sürekli aynı sorunları ya da sonuçları yaşıyorsanız seçimi sizin değil bilincinizin yaptığını anlayabilirsiniz. Eğer kendinize zarar veren kişilere aşık olduğunuzu hissediyorsanız yine de kopamıyorsanız travmalarınıza bakmalısınız. Büyülü aşkın sebebi arzular da olabilir. 

Şimdilerde, hemen sahip olmak karşı taraftan bir şeyleri koparma isteği, aşırı ilgi isteği koparıyor bağları. Arzuları ilk sıraya almak insanları duygusuzlaştırıyor. Haz odaklı,  kısa ömürlü yapay hisler yaşatıyor. “Bir yastıkta bir ömür” efsane olmaya mahkum oluyor. 

Nitelikleri yoktur aşkın. “Neden o ?”  denildiğinde, şöyle güzel şöyle yakışıklı diye nitelikler sıralayamazsın. Maddesel nedenlere bağlanamaz. Aşık olacağın insanı seçemezsin de. Planlayamadan yavaş yavaş kapılırsın akan su götürür seni. Yaşadığın duyguyu anlayamazsın ve hemen isimlendiremezsin. Öyle çiçekleniverir içinde.

Aşkın içinde: Biz duygusu, çocuksu neşe, merak, özlem, merhamet gibi kavramlar vardır. Arzularını kurban olmaktan kurtarır, güzel bir zeminde insani duygulara büründürürsün. Kimsenin yanında olamadığın kadar içten olur kendini evinde gibi hissedersin. 

Birbirimize sorunlar yüklersek, birbirimizde sığınacak limanlar bulamayız.. Yanyana olarak, hayatı başka türlü yaşamak için seçenekler yaratırsınız ve isterseniz hep bir seçenek bulursunuz. 

İNSANCIKLAR aşkı nasıl tanımlamış peki? Bunca yoksulluğun içinde hayatı güzel kılan bir şeyler olmalı. Aşk gibi… Her geçen gün sımsıkı bir aşka sarılırken, hayalleriniz hiç olmadığı kadar cıvıl cıvılken büyük aşkınızın karşılıksız olmasından doğan boşluk, duygulardaki en derin yoksulluğa karşılık geliyor olmalı …

Erkekler de ağlar’’ diye ayağa kalkmamak için kendimi tuttuğum sahneleri göz önüne getirerek, 

Yoksulluğunu başkasının zenginliği yapmış, “Makar Alekseyeviç’’ aşkın olanaksızlığına rağmen, kulağımızda titrek sesiyle tatlı bir tipoloji yaratıyor. Merdivenleri ağır ağır çıkarken, sevdiği kadın ‘’Varvara’nın’’ sesini duyar duymaz yukarıya sıçrayışındaki heyecan tüm salonu doldurmaya yetiyor. Salon dediğime bakmayın, oyun bir yalıda seyircinin dizleri üzerinde oynanıyor. Oyuncularla göz göze, diz dize olmak beni bile telaşlı bir kekeme yapabilirdi konuşsaydım eğer:).  

Varvara Alekseyevna, yüzüne bulaşan Petersbug’un kasvetli havası küçücük kızı büyütmüş gibi görünüyor Makar’ın çocuk kalbi ve Varvara’nın psikolojik dengelerle yarattığı kadın aradaki yaşı kapatıyor. 

Aşık olduğunuz kişiyi seçemezsiniz. Peki Varvara seçebilseydi, dedikoduların neden olduğu yüzsüz kalabalığa arkasını dönebilseydi ne olurdu? Ya da gerçekten aşık mıydı? Makar’ın bir nedeni var mıydı? Aşk nedenlere bağlanır mıydı? Öyle çok soruyla karşılaşıyorsunuz ki zihninizde. Tam o sırada hıçkırıklar, isyan ve oyunun sürüklendiği çaresizliğin sesi düşünce bulutlarınızı yok ediyor. 

Sessizce çekip gitseydin Varvara, gelinlikle çıkmak nedir? Anladım ne kadar büyütülsen de çocuksun hala ama koca adamın, gözlerimizin önünde dizlerinin bağı çözüldü gözlerindeki ışıltı koyu bir karanlığa bıraktı kendisini. Hediyeleri kabul etmiyorum demene rağmen almasaydın belki o mektuplara devam etmeseydin umut etmeyecekti. Ne dersin Varvara? Yoksa sen bir şey yapmasan da o aşık diye umut eder çok seviyor diye yine de senin için her şeyi vermenin yolunu bulur muydu? Konuşsana kız diyeceğim de fazla olur bu şimdi seni de anlamak zorundayım yoksa hiç kusura bakma tarafını tutmaya gönüllü değilim:). Masumiyetini almak isteyenler, seni büyütmüşler be Varvara. Umarım mutlu olmanın bir yolunu bulmuşsundur ve umarım Makar’ın emeklerini aratmayacak bir sevgiyle kutsanırsın…

Aşk mı? Sanata, içimdeki yaşama hevesine büyük bir aşk duyan ve duygularının ipini zamansızca kaçıran kendime ve sizlere hayatı ve aşkı yaşamanın başka seçeneklerini keşfederek, Gerçek aşkın nabzında attığımız bir ömür diliyorum…

Oyunun Künyesi
Eser:Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Oyuncular: Dilfuza Roziyeva ve Cengizhan Özdilek
Yönetmen: Mustafa KAYGUSUZ
Yardımcı Yönetmen: Ece Su Öztürk
Afiş Tasarım: Rabia Gençer
Koreograf: Pınar Palaska
Kostüm: Hande Komorosano
Işık Tasarım / Ses: Ahmet Yasin Karasu
Fotoğraf: Elif Eylül Gül 
Topluluk: Tiyatrose
Tür: Trajedi, Dram
Seanslar
Afiş
Hera’nın Kızı
Hera’nın Kızı
Saçlarım dalgalanıyor, rustik pencerelerden görüyorum gülümsememi. O an sıyrılıyorum ne kadar hapishane varsa yeryüzünde. “İşte” diyorum Çıplak şişelerden, didaktik sokak araları. Sanatı ve bu şehri seviyorum…

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Mimetik

Kelime anlamı olarak taklit etme ya da yankılanma olarak geçen mimetik, tiyatroda sahnede gördüğümüz içerikleri işaret eder. Yani şahit olduklarımızdır, sahnede oynanandır bir nevi. Örneğin yine aynı oyunda Puck'ın bahsi geçen çiçeği periler kraliçesi Titania'nın gözüne damlattığına şahit oluyoruz.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz