Martı – İzmir Devlet Tiyatroları

Sorin Çiftliği’nde geçen, umutsuz aşkla birbirine bağlanmış olan insanların giderek küçülen, daralan dünyasıdır aslında Martı. Oyunun hikâyesi oldukça bilindik: Trigorin, kadınları kendine hayran bırakan ünlü bir yazardır ve ünlü bir aktris olan  İrina Nikolayevna Arkadina’nın sevgilisidir. İrina Nikolayevna Arkadina’nın oğlu Treplev de yazarlık yapmaktadır ama yeni biçimler denemek arzusuyla yanıp tutuşan bir genç olduğu için özellikle annesi ve yakın çevresi tarafından kabul görmez. Treplev’in âşık olduğu Nina da Trigorin’e âşık olunca, Treplev’in öfkesi iyice büyür, hatta Trigorin’i düelloya bile davet eder. Umutsuz aşkın bir diğer simgesi de, Treplev’e âşık olan Maşa’dır. O, reddedileceğinden öyle emindir ki, onun için ölümle eş değer olan, sevmediği bir adamla evlenmeyi seçer. Bazılarının bencilliği ve inadı, bazılarının ise korkaklığı yüzünden, bütün bu insanlar kendilerini mutsuzluğa, umutsuzluğa mahkûm ederler. Nefes almaktan öteye geçemeyen bu insanlar için son açıktır: Ölüm. Çehov’un olanların baş sorumlusu kıldığı Trigorin’e dokunmamayı seçmesi de mânidar, değil mi?

İşte bu çarpıcı hikâyeyi bu sezon, İzmir Devlet Tiyatrosu’nda, Metin Oyman rejisi ile seyrediyoruz. Oyunun açılışını yapan, göl kenarındaki tiyatro sahnesi, oyuncuların güçlü performansıyla başlıyor ve oyunun başından sonuna kadar ritmi bozmadan sürdürüyor. İlk perdedeki dekor ve kostüm tasarımlarının oldukça yaratıcı olduğunu, ayrıca dönemin ruhunu, toplum yapısını iyi yansıttığını belirtmeliyim. İkinci perdedeki seçimlerde, dekorun renklerinin daha donuk renklerle seçilmesinin, gelecek matemin göstergesi olması açısından etkileyici buldum. Bununla beraber, Arkadina’nın şehirden döndüğü bu sahnedeki kostümünün Osmanlı Saray eşrafına aitmiş gibi görünmesi, genel dokuyu zedeliyordu.

Maşa rolündeki Ceylan Fulya Aksütlü’nün doğal oyunculuğu seyredilmeye değer. Bazen ufak rollerde devleşir oyuncular, Ceylan Fulya Aksütlü, bana kalırsa, bu görüşün en güzel örneklerinden.

7000 10000 2943 7D684Fd2 135B 4122 A720 6Eb4Fa9C4638 Tekperde.com

Çehov’u bilenler bilir, eylemsizliğiyle nam salmıştır. Bu sebeple vaktiyle çok eleştirilse de, tıpkı Treplev gibi, bazı kurallara kafa tutar. Ruhsal derinliği olan karakterler yaratmadaki ustalığını konuşturduğu oyunlarından biri olan Martı’da, kişiler arası ilişli kurmadaki başarısını da görürüz. Aynı kadına âşık olan iki adamın ve aynı adama âşık olan iki kadının dengeli ve şaşırtıcı ilişkisini kurmakla yetinmez, başarı uğrunda gerektiğinde oğluna karşı bile acımasızca davranan, bencilleşen aktris Arkadina’yı ve yine aynı bencillikle Nina’nın aşkını kötüye kullanan yazar Trigorin’i ve hatta umutsuz aşkı sonuçsuz kalacak diye sevmediği öğretmenle evlenen Maşa’nın hüzünlü öyküsünü son derece yalın ama vurucu biçimde anlatır Çehov. Adından da anlaşılacağı üzere, özgürleşmek isteyen insanın, davranışları ve seçimleriyle yaşadığı hüsranı vurur insanın yüzüne. Oyunda da, kendi martısını öldürmeyi tercih ederken yazar, aslında gelecek olan kötü günleri haber vermektedir okuyucusuna/seyircisine.

Belki de bu sebepten Martı, eskimez oyunlardan biridir ve Çehov’un yalın, eyleme geçmeyen karakterleriyle örülü, derin, incelikli ve sağaltılmış kaleminin şaşmaz başarılı eserlerindendir.

Çehov, ne koşulda olursa olsun seyredilmeli, onun kalemi her daim buna değer. Nitekim oyuncular da başarılı performanslarıyla, dakikalarca ayakta alkışlandılar. Emeği geçen tüm sanatçıları kutlamak gerek.

Yaşasın tiyatro, yaşasın keçilerin inadı!

Oyunun Künyesi
Yazan: Anton Çehov
Çeviren: Mehmet Özgül
Rejisör: Metin Oyma
Dekor Tasarımı: Murat Gülmez
Kostüm Tasarımı: Z. Yıldız Köse
Işık Tasarımı: Eser Dursun
Müzik: Erşah Gülerbaşlı
Dans Düzeni: Ayda Tuna
Dramaturg: Füsun Ataman
Yönetmen Yardımcısı: Nagehan Yazıcı
Asistan: Handan Tok Kaya
Sahne Amiri: Ramazan Özcan
Kondüvit: Özlem Doğruöz
Işık Kumanda: Önder Yağlıdere, Çağlar Aytaç
Suflöz: Ayşe Şenoğlu
Dekor Sorumluları: Mustafa Akpınar, Gönenç Oktay
Aksesuar Sorumlusu: Yalçın Örgül
Kadın Terzi: Filiz Muratoğlu Karamırnak
Erkek Terzi: Akın Tiryaki, Naim Dönmez
Perukacı: Sami Öztürk
Oyuncular: İrina Nikolayevna Arkadina: Güldeniz Türküstün, Pyotr Nikolayeviç Sorin: Türker Alpuğan, Nina Mihaylovna Zareçnaya: Meltem Başınhan, Konstantin Gavriloviç Treplev: Tufan Pehlivan, Boris Alekseyeviç Trigorin: Fatih Yurdakul, Yevgeni Sergeyeviç Dorn: Doğukan Özman, İlya Afanasyeviç Şamrayev: Emrah Şenışık, Polina Andreyevna: Nebahat Damla Ardal Alpuğan, Maşa: Ceylan Fulya Aksütlü, Semyon Semyonoviç Medvedenko: Deniz Burak Mersinli, Yakov: Ender Şeviker, Aşçı: Handan Tok Kaya
Topluluk: İzmir Devlet Tiyatrosu
Tür: Dram
Seanslar
Afiş
fuldem özkan
fuldem özkan
Çeşitli basılı dergilerde öykülerim, denemelerim ve yaptığım bir röportajım yayınlandı. Öykülerim Luna Yayınevi ve Myrina Yayınları’nda kolektif kitap olarak basıldı. Irmak Zileli ile İzmir’i Yazıyorum projesinde çalışmaktayım. DEÜ Sahne Sanatları, Drama Yazarlığı Ve Dramaturgi bölümünde eğitimimi sürdürüyorum, AÜ Mimari ve Dekoratif Sanatlar Bölümü’nü bitirdim. Keman çalıyorum.

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Kabare

Toplum hayatında daha çok güncel olayların iğneleyici ve eleştirici bir şekilde ele alan oyunların oynandığı; şiirlerin ve şarkıların söylendiği tiyatro.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz