Monologlar Müzesi Seyirci İzlenimleri

Bir konak ve içerisinde dört farklı kadın. Aynı zamanda dört farklı tutunma hikayesi. Hepsi çok tanıdık çok içimizden ve bir o kadar da gerçek. Çeşitli mekanlarda bu olayları hem yaşadılar hem oynadılar. O kadar içinize işliyor ki monologları gözlerinizi kırpmadan izliyorsunuz. Ve oyun bitiyor tüyleriniz diken diken kendinizi tekrar bakar sokaklarında buluyorsunuz.Bu oyun yanı başımızdakilerin hikayesi yanı başımızda fark etmeyip etsekte sesimizi çıkarmadıklarımızın hikayesi.

Her şeyin gözümüzün önünde gerçekleşmesi ve o odaya girmeyi sizin seçip onların alanına dahil oluyor olmanız çok etkileyici. Odalar hikayelere uygun dekore edilmiş. Her kapıdan girdiğinizde o kişinin alanına giriyorsunuz aslında hikaye anlatmaktan türeyen tiyatro anlayışını içinde bulunduran bir oyun anlatma üzerine kurulu. Oyuncunun seçimine göre dördüncü duvar kulanılan monologlar da oldu.

İlk olarak “Islık” monoloğunu izledim. Oyuncu klozetin üstünde seyirci içeri aşınmaya başlandığı andan beri bekliyordu. Beni en çok etkileyen monolog da buydu bir dakika olsun dikkatim dağılmadan izledim. Daha bu monologun etkisi geçmeden bir diğerine geçtim.

İkinci “Burda Oyun Yok” monoloğunu izledim. Ne kadar trajik bir olay anlatılıyor olsa bile karakterin iç enerjisi çok yüksekti ve bizi çok başka bir alana taşıdı. Zorla evlendirilmek istenen düğünden kaçmış genç bir kızın hayallerini izledik. Enerjisi çok yüksek bir karakterdi ve oyuncu bunu çok iyi gösterdi.

Üçüncü  “Ayperi” monoloğunu izledim. Ayperi çok içimizden bir genç kızdı son dönemde çok fazla görüp duyduğumuz bir olay. Son dönemde kadın cinayetlerinin çok içinden bir olay. Ayperi daha kısacık hayatının başında, tutunmaya çalışan 18 yaşında gencecik bir kız. Hikayenin sonu çok olaydan kopmama sebep oldu. Üzerine çok düşündüm ters köşe yapılmaya çalışılmış ama hikayeden o gerçeklikten çakmamıza sebep oldu.

Dördüncü ve son monolog “Sen de Bizim Kızımız Gibisin”. Tiyatro okumak için. Evinden ayrılmış bir kızın hayatı öğrenmeye çalışmasını izliyoruz insanların hayatının her alanına gittikçe dahil olmaları en son artık sanatının dahi içine karışmasını inceliyordu. 

Oyun çok konuyu inceleyip eleştirdi. Oyuncuların dört kere aynı monoloğu oynuyor olmaları ve hep enerjilerini korumaları son derece ilgi çekici. İnsanları incelediler, hayatları ve bakış alçılarını bu incelediler. Bu incelemeler için çok doğru bir format kullanıldı. Farkındalık artıran, dikkat çekici ve etkileyici bir oyundu yolu açık ömrü uzun olsun.

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Afife Jale

Sahneye çıkan İlk Türk kadın oyuncudur. 'Yamalar' adlı oyunda, Emel rolü ile ilk kez sahneye çıktı. Asıl ismi Afife olan sanatçı, bu oyunda 'Jale' takma ismini kullanmış ve daha sonraları Afife Jale adıyla anılmaya başlanmıştır. Tiyatro kursları için açılan sınavı kazandı. Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu dönemde, Darülbedayi (konservatuvar olarak açıldıktan sonra okul tanımından çıkıp bir tiyatro topluluğuna dönüşen; halen İstanbul Şehir Tiyatroları adıyla varlığını sürdüren sanat kurumu), Müslüman kadınların sadece kadınlara özel gösterilerde oynayacakları gerekçesiyle bünyesine almıştı. 1997’den beri sanatçının anısına Yapı Kredi tarafından 'Afife Tiyatro Ödülleri' düzenlenmektedir. Son yıllarını yatırıldığı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde geçirdi ve orada vefat etti.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz