On İkinci Ev – Melek Ceylan ve Ekibi

Sırf ardını görüyorum diye duvarı yıkmamalı mıyım?

İnsanın sesinden başka neyi var kendini var etmek için ötekilerin dünyasında? 

Melek konuşuyor, konuşuyor ama sesini bir türlü duyuramıyor. Ama yılmıyor ve derdini bir şekilde, var gücüyle; bağırarak, yazarak, çizerek ve dans ederek anlatmayı başarıyor. Yaşadığı dünyanın ona ördüğü saydam bir duvarın ardından konuşuyor. Sanki oraya hapsolmuş ve sesiyle kırmaya çalışıyor demir parmaklıkları. İnsan hapsolduğu yerden nasıl çıkar? Neyle hapsolduysa onunla mı? Kadının sesi yok… Ama kalemleri var, elleri var, gözleri var, şarkıları var, sesi var. Bunlar yeterli değil mi? Bu soruyu soruyor Melek. Kendi hikayesini kendi bedeninin tüm olanaklarıyla duyurmaya çalışıyor. Hem de yalnızca onu izlemeye gelenlere değil; orada bulunan, yoldan geçen herkese anlatıyor. Çünkü anlatmaya, duyulmaya ihtiyacı var. 

On İkinci Ev adlı oyun, performatif alanlarda; kafede, sokakta, fuaye alanlarında bir camın arkasında, mekanı performansa dahil eden bir oyun. Oyun, anlatıcı/oyuncu Melek Ceylan’ın, ülkemizdeki ilk Rehberli Otobiyografi eğitmeni olan Mürüvet Esra Yıldırım ile yürüttüğü birebir çalışmalarla üretmiş olduğu otobiyografik metinlerde gömülü olan anlatıyı performatif yollarla aktarmayı amaçlıyor. Yönetmenliğini Salih Usta’nın üstlendiği On İkinci Ev; sesin, bedenselliğin, anlatının tamamen oyuncunun varlığından yola çıkarak kurgulandığı bir anlatı olma özelliği taşıyor. 

Salih Usta Tekperde.com
Yöneten: Salih Usta

Önce konuşmaya başlıyor Melek. Her şey yolundaymış gibi, sanki tam karşısında onu çok net duyan insanlarla konuşuyor ve o güzel sesiyle bir şarkı söylüyor. Bir an için duyulmadığını fark ediyor. Bağırarak konuşuyor ve biraz da olsa duyurabiliyor sesini. Ama bu da yetmiyor ve yoruluyor. Çizmeye başlıyor. Onun karşısına örülen o duvarlara çiziyor hayatını. Doğduğu yeri, annesini, babasını, kardeşini, ilk aşkını, engelleri, yasakları, hüzünlerini çiziyor. Üniversite hayatını, mesleğini yapamayışını, oradan oraya savruluşunu anlatıyor büyük bir gayretle. Ve tüm bunları yaparken tek tek tüm seyircilerin gözlerinin içine bakıyor. Biliyor çünkü; insan duyamadığı yerde gözleriyle dinler. Yoldan geçen insanları görüyor, onların gözünün içine bakıyor, siz de dinleyin hikayemi, siz de bunları yaşıyorsunuz, diyor adeta. Ama duvarlar bir kez örüldüğünde, o duvarları bir tek sen yıkabilirsin ve altında kalırsın. Belki de insan, kendi elleriyle inşa ediyordur o duvarları, kim bilir? 

Anlatmaya duyulan böylesi bir ihtiyaç, duyulma derdi, tam da ötekinin bakışına dahil olmanın arzusuyla doğuyor. Melek de bu bakışa dahil olmak istiyor. Bakışın nesnesi olmak, kendi bedeniyle yarattığı bu anlatıda, kendi bedeniyle, sesiyle var olmak istiyor. Sesini duyuramadığı an çılgına dönüyor ama naifliğini, inceliğini hiç bozmuyor. Yüzü her daim gülüyor. Bakışı tatmin etmek istiyor belki ve güven veriyor gülen gözleri. Çünkü anlattığı hikaye yalnızca kendi hikayesi değil. Melek, milyonlarca kadının duyurulamayan sesini duyurmak için bağırıyor. Sessizliğe, ezilmeye, tacize, tecavüze, boğun eğmeye, bastırılmaya karşı duyduğu öfkeyle bağırıyor. Ve bunu harika bir sanatsal biçimle yapıyorlar. 

Performansın temsilden arınmış halini görmek, bir meseleyi herhangi teatral imkanlarla değil, performatif engellerle anlatmak bizi o kadar etkiliyor ki, o sesi duymak, her anı görmek için can atıyoruz. Bir bakıma seyirci olarak biz de yoruluyoruz ve bu anlamda bu işi ortaya çıkaranları tebrik etmemek mümkün değil. Seyirciyi edilgin bir konumdan çıkarıp, sokaktan geçen insanlar için de bir seyirciye dönüştürmek, seyircinin seyircisi olma hali bu performansın en etkili biçimsel özelliklerinden biri. Çünkü yaşamda her insan, diğerinin bir seyircisidir aslında. 

Oyunun Künyesi
Yöneten: Salih Usta
Oynayan: Melek Ceylan 
Dramaturji: Yaşam Özlem Gülseven 
Metin-İçerik Danışmanı: Mürüvet Esra Yıldırım 
Hareket Düzeni: Dilan Yoğun 
Kostüm Tasarım: Hilal Polat 
Işık Tasarımı: Utku Kara 
Kondisyon: Selin Aldoğan 
Asistanlar: Burcu Kaya, Sevda Yeliz Nar, Tutku Aksu 
İletişim Danışmanı: Zeynep Nur Ayanoğlu 
Oyun Fotoğrafları: Orçun Kaya 
Afiş Tasarım: Müjde Başkale
Topluluk: Melek Ceylan ve Ekibi
Seanslar
Afiş
Ümit Aydın
Ümit Aydın
93 yılında Mardin'de dünyaya geldim. İstanbul üniversitesi tiyatro eleştirmenliği ve dramaturji bölümünden mezun oldum. Oyunculuk, yazarlık ve dramaturgluk yapıyorum. Eleştiri konusunda özgür bir üslup arayışıyla farklı biçimler üzerine düşünmekteyim.

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Müjdat Gezen

Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, şair ve eğitmen. Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ni kurmuştur. Sahneye ilk kez Hırka-i Şerif İlköğretim Okulu'nda ilk piyesinde çıktı. Aynı yıl 'Doğan Kardeş' çocuk dergisinde şiirleri yayımlandı. Yine bu yıllarda İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü'nde mikrofonla tanıştı. Müjdat Gezen aynı zamanda şair. 74 adet şiirden oluşan 'Şiirim Geldi Bırakın Beni' isimli bir albümü var. Albümde kendisiyle birlikte Savaş Dinçel, Mustafa Alabora, Perran Kutman, Ali Poyrazoğlu, Rutkay Aziz ve Sunay Akın gibi isimler yer alıyor.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz