Sürreal Bir Deli: Dumrul

Güngör Dilmen’in Dede Korkut hikâyesinden yola çıkarak kaleme aldığı oyun, bir zorbanın, iyiye doğru dönüşerek “akıllanması” hikâyesi gibi gözükse de, aslında, mitoloji imlerini kullanarak yazdığı bir politik mizah eseridir. Elbette burada yazarın keskin zekâsıyla malzemeyi işleme biçimi, toplumsal temaları ilginç olanla bir araya getirme ustalığına da değinmek gerek. 

Oyun, köylüyü, kuru çayın üzerine inşa ettiği köprüden geçmesi için zor kullanan Dumrul’un kendini tanıtmasıyla başlar. Kendisine boyun eğmeyip geçmek istemeyenlerden,  ötekilerden aldığı paranın iki mislini talep eder. İşin ilginci, köylü ayak direse de, sonunda duruma razı gelir. Şikâyet etse de, birlik olmaz da, geçer köprüden…

Bir gün, köprüde Elif ile karşılaşan Dumrul, ona hemen âşık olur. Elif, yörede hak sahibi olan, güçlü, kudretli Canguzoğlu ile istemeye istmeye nişanlanmıştır. Dumrul ile kavuşmaları, Dumrul’un, bir gencin başında ağıt yakan anneleri görüp Azrail’e kafa tutmasının gölgesinde kalır. Tanrı’yı kızdırdığından, ölmemek için, takas karşılığında canının bağışlanacağını öğrenince, sırasıyla Kırk Yiğit’ten, babasından, annesinden “can” ister. Kırk Yiğit ve babasından umduğunu bulamaz, annesi Azrail korkusundan ölür de takas yerine geçmez, Elif can vermek ister de, Dumrul ona kıyamaz. Kibrinden soğuyan insanın öyküsü, bir bakıma da, çarkın, kişisel arzularının kölesi olmuşların, sistemin çürümüşlüğünün taşlamasıdır aslında. Tanrısallık üzerinden de, mutlak gücün, istediğini yaptırabilmesi konusunda bazı şeylerin hiç değişmeyeceğine bir göndermedir.

Yucel Erten Tekperde.com
Yöneten: Yücel Erten

Yücel Erten rejisiyle İzmir Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen Deli Dumrul, baştan sonra seyirciye hoşça vakit geçirmeyi vaat ediyor. Ve Yücel Erten, her temsilde seyircilerinin arasında, seyircinin soluğunu dinleyerek oyunun nabzını tutuyor. Canguzoğlu’nun Bezirgânlar’la beraber içeri girdiği kervan sahnesi, bir broadway müzikalini andıran koreografisi ile göz dolduruyor. Bir de, Dede Korkut sahnesi bana kalırsa, oyuncu performansı, mizanseni açısından oyunun en başarılı sahnelerinden biri. Kostüm ve dekor uygulaması konusunda tasarım göz doldurmakla beraber, Erten’in oyunu neden yöreselleştirmeyi seçtiğini merak etmiyor değilim. Bütüne hizmet etmeyen, nedensellik barındırmayan ve bana göre işlevsiz olan bu durum, mutlu son ile finalize edilen oyunda, oyuncuların horon tepişiyle son buluyor. Oyunun iç ritmini artıran ve eğlence unsuru katan bu seçimin, herhangi bir anlam üretmemesi, hikâyeye katkı sunmuyor oluşu nedeniyle sahneleme açısından önemli bir fark yaratmadığını, reji başarısı olmadığını düşünüyorum. Ancak sırf Dede Korkut ve kervan sahneleri için bile mutlaka seyredilmeli. Bir de son derece mütevazı olan Yücel Erten ile kısa bir sohbet de cabası…   

Ne demiştik:

Yaşasın tiyatro, yaşasın keçilerin inadı!

Oyunun Künyesi
Yazan: Güngör Dilmen 
Yöneten: Yücel Erten
Müzik: Babür Tongur 
Müzik direktörü: Türker Barmanbek
Koreografi: Salima Sökmen 
Dans repetitörü: Dolun Doyran
Sahne tasarımı: Anıl Işık 
Giysi tasarımı: Deniz Bilgili
Işık tasarımı: Yakup Çartık
Dumrul ……………. Bahadır Buyruk
Elif ………………… Sonya Dicle Çetin
Kırkyiğit ……………Candaş Yılancı
Dede Korkut 1………M. Can Yılmaz
Dede Korkut 2 …….. M. Onur Atbaş
Azrail ……………… Dine Altıok
Duha Koca ……… ..Murat Sönmez
Dumrul’un Anası … Hatice Altan
Yenge Kadın ………Şirin Saraçoğlu
Analar 
Ceren Demirel
Elçin Erdem
Nazlı Benan Özkaya
Başak Akbay
Gazelhan ………… Yiğit Aksütlü
Pazarcı……………. Efe Ünal
Köylüler, Kervan, Yiğitler, Görücüler, Düğün alayı, Ağıtçılar, Kurukafalar …..
Başak Akbay, Yiğit Aksütlü, Hatice Altan M. Onur Atbaş, Dine Altıok Efe Çetinel, Ceren Demirel, Ercan Erdil, Elçin Erdem, Devrim Karakoyun, Nazlı Benan Özkaya, Murat Sönmez, Işıl Keskin , Burak Talı, Şirin Saraçoğlu, Efe Ünal, Candaş Yılancı, M. Can Yılmaz, Ahmet Ayaz Yılmaz
Yönetmen Yardımcıları: Ercan Erdil, Nazlı Benan Özkaya, Ahmet Ayaz Yılmaz
Sahne Amiri: Çetin Ok
Kondüvit: Kıvanç Sarıkuş
Işık Kumanda: Kaan Burmaoğlu
Sahne Işıkçıları: Tuğrul Kaya
Sahne Makinistleri: İsa Soyalp, Batuhan Ersökmen,Serdar Güler
Sahne Aksesuvarcıları: Eylem Özdemir, İbrahim Olam
Sahne Terzileri: Türkan Ezgi Ercan, Saadet Gökdemir
Topluluk: İzmir Şehir Tiyatroları 
Tür:
Seanslar
Afiş
fuldem özkan
fuldem özkan
Çeşitli basılı dergilerde öykülerim, denemelerim ve yaptığım bir röportajım yayınlandı. Öykülerim Luna Yayınevi ve Myrina Yayınları’nda kolektif kitap olarak basıldı. Irmak Zileli ile İzmir’i Yazıyorum projesinde çalışmaktayım. DEÜ Sahne Sanatları, Drama Yazarlığı Ve Dramaturgi bölümünde eğitimimi sürdürüyorum, AÜ Mimari ve Dekoratif Sanatlar Bölümü’nü bitirdim. Keman çalıyorum.

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Muhsin Ertuğrul

Türk tiyatrosunun batılı anlamda kurucusu olarak kabul edilen Muhsin Ertuğrul, sinema alanında da Türkiye'de ilk önemli katkıları gerçekleştirmiş; 1922-1939 yılları arasında Türkiye’de film yapan tek kişi olmuştur. Ailesi, sahneye çıkmasına karşı çıktığı için baba evinden ayrıldı ve tiyatro eğitimi için Paris'e gitti. Çağdaş Türk tiyatrosunun temelini atan ve geliştiren Muhsin Ertuğrul'a 23 Nisan 1979'da Ege Üniversitesi'nce fahri doktor payesi verildi. Sanatçı, ünvanını almak ve sanat yaşamının 70. yıl kutlamalarına katılmak üzere gittiği İzmir'de 29 Nisan günü kalp krizi sonucu hayatını yitirdi.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz