Tek Bedende 6 Bin Yıl: Ben Anadolu

Güngör Dilmen’in 1984 yılında kaleme aldığı, daha önce birçok kez Yıldız Kenter’in performansıyla seyirci ile buluşan, şimdilerde ise Mam’Art Tiyatro tarafından sahneye konulan, 2020 yılında 24. İstanbul Tiyatro Festivali’nde prömiyer yapmış olan ‘’Ben Anadolu’’ Görkem Yeltan rejisi ile yıllar sonra daha ‘’modern’’ bir yorumla yeniden seyirci karşısında hayat buldu. Ayça Bingöl’ün tek bedende on altı kadını canlandırdığı oyunun müziklerini Baba Zula, kostümünü Nilüfer Çamur, ve ışığını ise Yakup Çartık üstleniyor. Oyun tek perde ve yaklaşık 75 dakika civarı sürüyor. Oyunun ritmi ve akışkanlığı göz önünde tutulduğunda, eğer oyun iki perdeye bölünmüş olsaydı seyircide kopukluk hissi yaratabilirdi.

Oyunun modern yorumunu biraz açmak gerekirse, video art (veya sinema) ve tiyatronun iç içe geçmesinden söz edebiliriz. Görsel sanatların birleşimi tadında bir havaya sahip. Anadolu kadınlarının tek tek anlatılmaya başlandığı andan itibaren, arkadaki beyaz perdeye Anadolu kültürüne dair çeşitli eserler, mekanlar ve görüntüler video halinde yansıtılıyor. Yansıyan görüntüler oyuncuyu da içine aldığından bir nevi oyuncuyla bütünleşiyor ve iç içe geçiyor. Kostümün de bu etkiyi tamamen yaratabilmek adına özellikle beyaz renkte seçildiği kanısındayım. Yani böylelikle videoyu hem ışığın hem de dekorun bir parçası olarak değerlendirmek mümkün. Aynı zamanda bu fikrin disiplinlerarası bir şölen olduğunu da es geçmemek gerek. Fakat videoların çağdaş bir reji fikri olmasının yanı sıra, biraz da oyuncu üzerindeki dikkatin dağılmasını kolaylaştıran bir hale gelmeye müsait. Çünkü videolar, oyun boyunca arkada hiç durmadan oynamaya devam ediyor. 

Anadolu’nun önemli kadın figürlerine yer veren oyun, Kibele’den başlayarak kronolojik bir sırayla tanrıçalar, mitolojik karakterler, sultanlar, köylüler, kantocular gibi on altı kadın üzerinde duruyor. Bu kadınların her birinde Anadolu’nun farklı zamanlarına da tanık oluyoruz. Kadınların bazılarını Ayça Bingöl’ün canlandırmalarıyla birebir izliyoruz. Bazılarını ise sinematografik bir şekilde, yine Ayça Bingöl’ün önceden çekilmiş olan videolarından izliyoruz. Bu sebeple bir anda sinema salonundaymışız hissiyatı yaşatabiliyor oyun. Yaklaşık üç kadını sinematografi şeklinde izliyoruz. 

Yonetmen Gorkem Yeltan Tekperde.com
Yönetmen: Görkem Yeltan

Arkaya yansıtılan videoyu saymazsak, oyunda dekor neredeyse yok. Tek bir mekanda ve tiyatro sahnesindeyiz. Sahne üzerinde tepeden sarkan halatlar ve oyuncunun beraberinde getirdiği bir sepet mevcut. Bu sepetten canlandırılan kadınlar değiştikçe, hali hazırda oyuncunun üzerinde bulunan kostüme pelerin, kapüşon vs. ekleniyor veya eksiliyor. Aslında her şeyin seyircinin gözü önünde gerçekleşmesi oyuna ‘’açık biçim’’ bir hava veriyor. 

Oyun hem diegetik hem de mimetik bir anlatıma sahip. Ayça Bingöl bir yandan canlandırmalarla kadınlara hayat verirken, bir yandan da karakterlerin arasındaki boşlukta, bir öykü gibi bize küçük anlatılar yapıyor. Oyunun kostümü ve aksesuarları şahane. Kostüm çok doğal, etnik ve otantik, doğayı çağrıştıran bir his verdi bana. Müziklerin Baba Zula tarafından yapılması da bu ‘’doğa’’ hissini bende daha da derinleştirdi. Işık, oyuncuyla videonun bütünleşmesinden kaynaklı çok devinimli ve akışkan seyrinde. 

Bu topraklardan geçmiş her bir kadının hikayesi tahmin edersiniz ki biraz trajik formdadır. O yüzden anlatılan ve canlandırılan kadınlar, beni zaman zaman hüzünlendirip zaman zaman da gülümsetti. Ayça Bingöl’ü sahnede izlemek beni her daim acayip heyecanlandırır. Bu performansı da heyecanıma tercüman oldu. İnanılmaz bir tempo ve dinamikle oyunu gayet başarılı bir şekilde sırtlamış olduğunu gördüm. Üstelik kariyeri boyunca ilk kez tek kişilik bir oyunla sahne almasına rağmen, oyunculuğunu sonuna kadar bizlere yaşattı. Tabi ki bunda Yıldız Kenter hocasından aldığı gücü ve cesareti de yadsımamak gerekir. Fakat şunu söylemeden geçemeyeceğim ki; Ayşe Sultan karakterine hem yorumlanış biçimi hem de Ayça Bingöl’ün sempatik oyunculuğunun etkisiyle ayrı bir sevdim ve beni güldüren tek karakter oldu. Sanırım oyundaki favori karakterim de o.

Oyunu iki kere izlemiş biri olarak, seyir zevki oldukça yüksek, muhteşem bir oyuncu performansıyla bütünleşen nefis bir oyun diyebilirim. Yeni bir reji yorumuyla yıllar sonra oyunun Ayça Bingöl’ün bedeninde can bulması gerçekten inanılmaz bir seyir zevki yaşatıyor. Ama ben yine de tiyatroyla sinematografinin çok iç içe geçmesinin taraftarı değilim. Tiyatrolarda beni hikayenin içine alan olay, iyi yazılmış bir metinden sonra her zaman oyuncunun performansı olmuştur. Böyle disiplinlerarası yorumlar da denenmeli elbette…

Dipnot: ‘’Ben Anadolu’’ yaklaşık bir yıldır çeşitli şehirlerdeki antik kentlerde de seyirci ile buluşuyor. Bence şahane düşünülmüş bir fikir. Eminim böyle bir oyunu antik bir kentte izlemek seyir zevkini daha da tırmandırmış ve seyirciyi tamamen hikayenin içine çekmiştir. 

Oyunun Künyesi
Yazar: Güngör Dilmen
Yönetmen: Görkem Yeltan
Yapımcı: Feri Baycu Güler
Müzik Direktörü: Baba Zula
Kostüm: Nilüfer Çamur
Işık: Yakup Çartık
Ses: Süzet Baycu
Video: Ilgın Bingöl
Afiş Fotoğrafı: Muhsin Akgün
Asistan: Edanaz Dinç
Oynayan: Ayça Bingöl
Topluluk: Mam'art
Tür: Dram
Seanslar
Afiş
A.Silvia Aydoğan
A.Silvia Aydoğan
Kendini bildi bileli sanatın neredeyse her dalına bir şekilde eli değmiş biri. Okudukça yazıyor, yazdıkça okuyor. İkinci lisansını DTCF Tiyatro Bölümü Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı’nda sürdürmekte.

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Darülbedayi

1914 yılında kurulan ve bugünkü İstanbul Şehir Tiyatrolarının eski adı.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz