Lacrima – Strasbourg Ulusal Tiyatrosu

30. İstanbul Tiyatro Festivali, Zorlu PSM’de Strasbourg Ulusal Tiyatrosu’nun Lacrima adlı yapımıyla açılışını yaptı. Caroline Guiela Nguyen’in yazıp yönettiği, 2024 yılında Avignon Festivali’nde prömiyerini yapan oyun, benim için hem ele aldığı meseleler hem de sahneleme biçimi açısından etkileyici bir tiyatro deneyimiydi.

Hikayenin merkezinde İngiliz kraliyet ailesinden bir prenses için hazırlanan gelinlik var. Ancak mesele yalnızca bir gelinliğin dikilmesi değil. Paris’teki bir modaevinden Fransa’nın Alençon kentindeki dantel ustalarına, oradan Mumbai’deki nakış işçilerine uzanan üretim sürecinin ardında, birbirinden kilometrelerce uzakta yaşayan insanların hayatlarına tanıklık ediyoruz.

Öncelikle sahneden söz etmek istiyorum. Zorlu’nun o kocaman sahnesi neredeyse bütünüyle bir modaevine dönüştürülmüştü. Dikiş masaları, çalışma alanları, mankenler, kumaşlar… Üstelik bunlar yalnızca dekor olarak duran nesneler değil de gerçekten çalışan, yaşayan bir atölyenin içindeymişiz hissi veriyordu. Ama beni asıl etkileyen, hikayenin anlatılma biçimiydi. Sahnenin üzerinde büyük bir ekran vardı. Bu ekran, üstyazıların yanı sıra oyuncuların kamera görüntülerini de bize ulaştırıyordu. Oyuncular kimi zaman görüş alanımızda, kimi zaman sahnenin arka tarafında kameralar aracılığıyla ekrana yansıyordu. Paris’teki modaevinin telaşından Mumbai’deki nakış atölyesine, oradan başka bir karakterin hayatına geçerken farklı mekanlarda yaşananları eşzamanlı olarak takip edebiliyorduk. Kimi zaman kendimi altyazılı bir film izliyormuş gibi hissettim, kimi zaman yeniden tiyatronun içinde buldum. Aynı anda pek çok şey olup bitmesine rağmen hiçbir şey birbirine karışmıyordu. Bütün bu farklı mekanlar, karakterler ve olaylar öylesine akışkan bir anlatımla birbirine bağlanmıştı ki bu sinematografik sahneleme dilini sevdim.

Işık kullanımı da oldukça başarılıydı. Müzik baskın değildi ama gerektiği anlarda anlatıyı destekleyerek kendini hissettiriyordu. Sahne tasarımı, kamera kullanımı, ışık ve oyunculuk birbirinden bağımsız unsurlar gibi değil, aynı hikayeyi anlatmak için bir araya gelmiş parçalar gibiydi. Gelelim oyunun asıl meselesine. Düşünsenize, belki yalnızca birkaç saat giyilecek bir gelinlik için aylarca çalışan insanlar var. O gelinliğin üzerindeki küçücük bir nakışın, bir dantel parçasının ardında ne kadar emek, ne kadar zaman, ne kadar ustalık saklı. Biz çoğu zaman ortaya çıkan güzelliği görüyoruz. Oysa o güzelliğin ardındaki insanların kim olduklarını, nasıl yaşadıklarını, ne tür sıkıntılarla mücadele ettiklerini, işlerinin bedenlerinde ne gibi izler bıraktığını bilmiyoruz. Lacrima tam da bu görünmeyen hayatlara bakıyor. Üstelik yalnızca emek sömürüsü üzerinden ilerleyen bir anlatı da değil bu. İnsanların yaptıkları işe duydukları bağlılığı, ustalıklarını ve meslekleriyle kurdukları ilişkiyi de görüyoruz.

Caroline Guiela Nguyen Tekperde.com
Caroline Guiela Nguyen

Bir tarafta her ayrıntısıyla kusursuz olması beklenen bir tasarım, diğer tarafta o kusursuzluğu yaratmaya çalışan insanların kendi hayatlarındaki mücadeleleri. Oyunun bu iki  dünyayı bir arada ele almasını değerli buldum. Yine de zaman zaman karakterlerin yaşadığı güçlüklerin fazlaca üst üste getirildiği hissine kapıldım. Görünmeyen emeği ve insan hikayelerini anlatırken dramatik yoğunluğun yer yer biraz fazla artırıldığını düşündüm. Ancak bu çekincem, oyunun ele aldığı meseleleri ve bunları sahneye taşıma biçimini beğendiğim gerçeğini değiştirmiyor. Nguyen‘in sosyoloji eğitimi almış olması da burada benim için ayrıca anlam kazandı. İnsanları yalnızca yaptıkları iş üzerinden değil, içinde bulundukları toplumsal ilişkiler, gündelik hayatları ve kişisel mücadeleleriyle birlikte ele alışında bu bakış açısının izlerini görmek mümkün. Bir meslektaşımın toplumsal meseleleri güçlü bir sahne anlatısına dönüştürmesini izlemekten ayrıca keyif aldım.

Oyunun iki sahnesinde özellikle gerildiğimi söylemeliyim. Bunlardan biri, bir çift arasında yaşanan ve giderek sertleşen çatışmaydı. Diğeri ise finale doğru, büyük bir emekle hazırlanan nakışın son aşamalarına ilişkin bir sahneydi. Ayrıntıya girip izlemeyenlerin merakını kaçırmak istemiyorum ama her iki sahnede de kendimi olayların sonucunu endişeyle beklerken buldum. Birinde insan ilişkilerinin kırılganlığı, diğerinde ise aylarca verilen emeğin taşıdığı hassasiyet öne çıkıyordu. İki farklı gerilim, ikisi de oldukça etkileyici.

Ancak oyunun süresine ilişkin bir çekincem var. Yaklaşık üç saatlik, neredeyse arasız bir temsilden söz ediyoruz. Kısa bir duraklama dışında sahneden hiç kopmadan bu kadar uzun süre konsantre olmak kolay değildi. Doğrusu bazı sahnelerde “Bu kadar uzamasına gerçekten gerek var mıydı?” diye düşündüm. Bazı sahnelerin daha kısa tutulmasının anlatının etkisini azaltmayacağı kanaatindeyim. Sonra kendi kendime başka bir şey düşündüm. Bir gelinliğin üzerinde aylarca çalışan insanların hikayesini izliyoruz. Biz ise üç saat boyunca oturup o hikayeye eşlik etmekte zorlanıyoruz. Acaba bu uzunluk, anlatılan emeğin ağırlığını seyirciye de hissettiren bir tercih olabilir miydi? Bilmiyorum. Belki de oyunu izlerken kendimce kurduğum bir bağlantıydı bu. Yine de uzunluğun böyle bir anlam taşıyabileceğini düşünmek, bazı sahnelerin dramaturjik açıdan daha ekonomik kurulabileceği yönündeki fikrimi değiştirmiyor.

Başlangıçla final arasında kurulan ilişkiyi de sevdim. Ayrıntıya girip sürprizi bozmak istemiyorum ama oyun, başladığı yere dönüyor gibi görünürken aslında bizi bambaşka bir durumla baş başa bırakıyor. Sonuç olarak Lacrima süresine ilişkin çekincelerime rağmen beğendiğim bir yapım oldu. Özellikle sinematografik anlatım dili, sahnenin çok işlevli kullanımı ve farklı coğrafyalarda yaşananları tek bir hikayede buluşturma becerisiyle aklımda kalacak. 

Oyunun Künyesi
• Yazan / Yöneten: Caroline Guiela Nguyen
• Sahne Tasarımı: Alice Duchange
• Kostüm Tasarımı: Benjamin Moreau
• Işık Tasarımı: Mathilde Chamoux, Jeremie Papin
• Ses Tasarımı / Müzik: Antoine Richard, Jean-Baptiste Cognet, Teddy Gauliat-Pitois
• Video Tasarımı: Jeremie Scheidler
• Cast Direktörü: Lola Diane
• Çevirmenler: Nadia Bourgeois, Carl Holland, Rajarajeswari Parisot

Oyuncular
Dan Artus
Dinah Bellity
Natasha Cashman
Charles Vinoth Irudhayaraj
Anaele Jan Kerguistel
Maud Le Grevellec
Liliane Lipau
Rajarajeswari Parisot
Vasanth Selvam
Süre: Yaklaşık 175 dakika (tek perde, ara yoktur)
Dil: Ana dili Fransızca olup Tamilce, İngilizce ve Fransız İşaret Dili bölümleri içermektedir (Türkçe üstyazılıdır)
Topluluk: Strazburg Ulusal Tiyatrosu (Théâtre National de Strasbourg)
Tür: Trajedi, Dram
Seanslar
Afiş
Temsilertesi
Temsilertesi
Sanat ve sanatçının dostu, tiyatrosever

içerik ekle

sitemizde yayınlanmasını istediğin haber, eleştiri ve değerlendirme yazılarını kolaylıkla yayınlayabilirsin

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazar mısınız?

TekPerde olarak #Tiyatro ile ilgili eleştiri, haber, röportaj ve oyun tanıtım yazılarınızı bekliyoruz.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz