Absolit Oyunu Üzerine: İsmail Tek Ya Da Absolit İsmail Nereli̇

Gaziantep 7. Tiyatro Festivali kapsamında izlediğim “Absolit” oyunu ilk başta çevresindeki sesleri taklit edebilme yeteneğine sahip İsmail Tek’ in köyden kente göç edişini ve nasıl bir sokak çocuğuna dönüştüğünün hikayesini anlatıyor sahnede. Fakat oyun ilerledikçe bunun yalnızca bir çocuğun hikayesinin olmadığını fark ediyoruz. Köyden kente göç, yoksulluk, çocukluk, eğitim, yeteneğin keşfedilmesi ve bastırılması, aidiyetlik, çevre sorunları ve toplumsal dışlanmışlık; hikayenin içine birbirine bağlı olacak şekilde adeta ilmek ilmek işlendiğine şahit oluyoruz.

Bütün bu katmanların altında ise bir kavram sürekli kendini hissettiriyor. Dışlanmışlık. İsmail köyde ezan sesini taklit ettiğinde büyükleri tarafından ilgi görür, Taklit etme yeteneği onun din eğitimi almasına yol açar ve yaşıtlarından ayırır. Köyden kente göç edip okula başladığında, öğretmeni tarafından yeteneği fark edilir; fakat fark edilmek kabul görmek anlamına gelmez. Kentte yoksul bir mahallede yaşadığı için arkadaşları tarafından dışlanır. Yeteneği ortaya çıktığında tutucu babası tarafından eğitimden uzaklaştırılarak, babasının yanında çalıştırılmaya başlar. İsmail’in hayatında mekan değişir ama dışlanmışlığın biçimi değişmez. Belki de Absolit’in en güçlü tarafı burada ortaya çıkıyor. İsmail’i yalnızca “yetenekli bir çocuk” olarak değil, toplumun farklı kesimlerinin kendi kurallarına uydurmaya çalıştığı bir çocuk olarak görüyoruz. Dini eğitim sırasında camiinin imamının kurallarına, okulda yeteneği fark edildiğinde öğretmenin öğretme biçimine, bakkal çırak olarak çalıştığında bakkalın kurallarına mazur kalır. Herkes İsmail’de bir şey görür; fakat çok az kişi İsmail’in kendisini görür.

Oyunun bıraktığı en önemli soru bence İsmail Tek gerçekte nereli? Doğudaki herhangi bir köyden çıkmış bir çocuk olabilir, Türkiye’ nin başka bir yerinden göç etmiş olabilir. Arap bir çocuk olabilir, Kürt bir çocuk olabilir, hatta yurt dışında yaşayan bir Türk çocuğu olabilir. İsmail’i belirli bir coğrafyanın içine hapsettiğimizde oyunun asıl meselesini de daraltmış oluruz. Çünkü İsmail belirli bir çocuğun hikayesinden çıkarak “Öteki” kabul edilen bütün çocukların hikayesine dönüşüyor. Oyunun kültürel ve politik katmanı da burada güçleniyor. Köy ve kent yalnızca iki farklı mekan değil,; iki farklı yaşam biçiminin, iki farklı toplumsal düzenin, iki farklı aidiyet biçimi olarak karşımıza çıkıyor. İsmail ise bu iki mekan arasında sürekli hareket eden , fakat hiç birinde tam olarak kabul görmeyen bir çocuğa dönüşüyor.

Oyunun doruk noktası ise öğretmenin İsmail’in yeteneğini keşfettiği an. O ana kadar İsmail başkalarının sesini taklit eden bir çocuktur. Çevresindeki dünyayı seslerle yeniden üretir. Öğretmeni yeteneğini keşfettiğinde ise İsmail kendi kanatlarının farkına varır. Oyunda İsmail’in şaşkınlığı, heyecanı ve keşfetme isteği, aslında bir çocuğun kendisini keşfetmesidir. Bundan sonra sokaklar İsmail’in yalnızca yaşadığı yer değil, insanları ve hayatı keşfetmeye başladığı yerdir. Oyun bu noktada bir çocuğun yeteneğini keşfetmek yeterli midir sorusunu da sorguluyor. İsmail’in hayatındaki her durak yeteneğinin fark edilmesinin her zaman kabul edilmek anlamına gelmediğini gösteriyor.

Apsolit 34086 Tekperde.com
Absolit Oyunu Üzerine: İsmail Tek Ya Da Absolit İsmail Nereli̇

Oyunun anlatım biçimi de hikayesi kadar dikkat çekici. Tek kişilik anlatı formu ile geleneksel tiyatromuzun meddah özelliğinin bir arada kullanımı, Batı ile Doğunun aynı sahnede anlatımını sağlamış. Tek bir oyuncu sahnede sekiz farklı karakteri canlandırıyor. Anne, baba, imam, öğretmen, okul müdürü, sokakta karşılaşılan devrimci abi, bakkal….Hepsi de başarı ile canlandırılıyor. Fakat oyuncunun başarısı karakterleri sesleriyle ayırmasının yanı sıra bedenini de anlatının temel araçlarından biri haline getiriyor. Bir karakterden diğerine geçerken yalnızca sesi değil bedeni de değişiyor. Böylece sahnede tek bir beden üzerinden birden fazla karakterin hikayesi kuruluyor. Sahnede tek bir oyuncu değil tüm toplumu izliyorsunuz böylece. İsmail’in çevresindeki sesleri taklit edebilme yeteneği ile oyuncunun sahnedeki dönüşümleri arasında güçlü bir paralellik kuruluyor. İsmail çevresindeki insanları seslerle yeniden kurarken, oyunculuğuyla da o insanları bedeniyle, hareketleriyle sahnede görünür kılıyor. Böylece İsmail’in yeteneği anlatının bir özelliği olmaktan çıkıp teatralliğin bir parçasına dönüşüyor. Kürtçe repliklerin Türkçeye aktarılması bu ses çeşitliliğine başka bir katman ekliyor. Farklı dillerin, farklı karakterlerin, farklı toplumsal çevrelerin sesleri oyuncunun bedeninden geçerek izleyiciye ulaşıyor.

İsmail başkalarının seslerini taklit ederek kendin ifade etmeye çalışırken, bedenini de kullanarak izleyiciye İsmail’in dünyasını anlatıyor. Bu şekilde İsmail’in taklit yeteneği ile oyuncunun oyunculuk yeteneği arasında görünmez bir bağ kuruluyor.

Oyunun çevre sorunlarına açılan katmanı da bu geniş anlatının içinde kendisine yer buluyor. Böylece oyun yalnızca insanın insana, toplumun çocuğa, kentin göç edene bakışını sorgulamakla kalmıyor; insanın yaşadığı çevreyle kurduğu ilişkiye de yer veriyor.

Bütün bu katmanlar bir araya geldiğinde oyun bir çocuğun büyüme hikayesinden çok daha fazlasına dönüşüyor. Bir çocuğun sesini duyuyoruz. O sesin içinde köyün, kentin, okulun sokağın, ailenin, yoksulluğun, dışlanmışlığın seslerini de duyuyoruz.

Pekii İsmail’in kendi sesi nerede başlıyor? İsmail başkalarının sesin çok iyi taklit edebiliyor, Fakat hayatı boyunca asıl ihtiyacı olan şey ,başkalarının sesini taklit etmek değil; kendi sesini duyabileceği bir yer bulmak. Oyunun en acı tarafı da burası. Bir çocuğun kanatları olduğunu fark etmek kolay olabilir. Asıl mesele onun uçmasına izin verip vermediğimizdir.

İsmail’in hikayesi bu yüzden yalnızca köyden kente göç eden bir çocuğun hikayesi değil; aynı zamanda toplumun  “farklı”  olanla kurduğu ilişkinin, eğitimin yetenek karşısında tutumunun, yoksulluğun, çocukların hayatındaki belirleyiciliğinin, aidiyet arayışının ve görünmeyen dışlanmışlıkların hikayesi.

Oyun bittiğinde geriye hala aynı soru kalıyor. “İsmail gerçekten nereli” .

Belki de bunun bir cevabı yok. Çünkü İsmail bir köyün ya da bir şehrin değil; kendisine yer açmaya çalışan bütün çocukların hikayesi.

Fethiye Öngel
Fethiye Öngel
tiyatro tutkunu, kedi annesi ve hikaye / tarih severim.

içerik ekle

sitemizde yayınlanmasını istediğin haber, eleştiri ve değerlendirme yazılarını kolaylıkla yayınlayabilirsin

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazar mısınız?

TekPerde olarak #Tiyatro ile ilgili eleştiri, haber, röportaj ve oyun tanıtım yazılarınızı bekliyoruz.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz