Tartuffe – Yaşayan Tiyatro

Bugün 1600’lerden kalma bir oyunun tek perdelik bir uyarlamasını yazıyorum. Eskişehir’de, Anadolu Üniversitesi Tiyatro Kulübü tarafından oynanan oyun için söylenecek birçok şey var ama öncelikle Moliere’den biraz bahsedelim. 

Kendi zamanının tiyatro dâhilerinden ve güldürü konusunda bir usta olarak nitelendiriliyor. Günümüzde hala geçerliliğini koruyan oyunları ve konuları olduğu aşikâr. 1600’lerin Fransa’sında Moliere kadar eleştirel ve hiciv yapabilen bir başka oyun yazarı bulunmuyor. Cimri ‘den Hastalık Hasta’sına, George Dandin’den, Scapin’in Dolapları’na ve tabii ki Tartuffe’e tüm oyunlarındaki komedi ve eleştiri unsuru o zamanın şartları bakımından taktire şayan. Ancak günümüze gelirsek. Oyunlarda hep benzer bir kast ve işleyiş, benzer güldürü unsurları ve popülere yönelik bir üslup görüyoruz. Bu da şu soruyu doğuruyor zihinlerde, bu oyunları hala evirip çevirip oynamak ne kadar mantıklı? 

Güldürü dünyası için çığır açmış bir kalem olabilir ama 21. Yüzyılda olduğumuzu unutmamalıyız. Tek başrol ve etrafında oluşan absürt olaylar, başkarakteri bir şeylere ikna etmeye çalışan yan karakterler ve aralarındaki çatışma. Sahnelerin dinamik bir şekilde oynanması ve oyuncuların sıkça gir-çık yaparak fars tarzına sadık kalmaları. Günümüzün sanat ve tiyatro anlayışıyla ne kadar bağdaşıyor? Biraz daha yaratıcı ve farklı sorular sordurma amacı olan oyunların oynanması sıkı bir tiyatro izleyicisi olarak beni daha fazla heyecanlandırıyor. Bu sorular kafamda uçuşurken Tartuffe afişi önüme düştü. Daha öncesinde oyunlarını izlemiş olduğum üniversite tiyatro ekibinin Moliere uyarlamasını izlemek de iyi olabilir diye düşünerek oyuna gittim. 


Oyun, zengin bir aileyi ve o aileye dadanan bir düzenbazı konu alıyor. Düzenbaz adam yani Tartuffe adı itibariyle sofu taklidi yaparak kendisini çok inançlı ve masum biriymiş gibi ailenin babasına kabul ettiriyor ve evde kendisinin sözü geçmeye başlıyor. Hizmetçiler, çocuklar ve anne bile adamdan nefret etse de babanın fikrini bir türlü değiştiremiyorlar. Tartuffe sonunda babayı evin kızıyla evlenmek için ve hatta evin tapusunu ele geçirmek için bile ikna ediyor. Oyunun sonunda, ahalinin kurduğu oyun sonucunda baba tüm gerçekleri görüyor. Yine de iyilerin kazanamadığı bu oyunda evin tapusuna Tartuffe el koyduğu için herkesi kapı dışarı kovarak rahat yaşamının tadını çıkartıyor. Oyunu tek perde olarak elen alan ekip, birçok irili ufaklı şarkı kullandı, söz müziğin ekibe ait olmasından dolayı ilgi çekiciydi ve oyuna dair en akılda kalıcı detaydı diyebilirim. Genel olarak enerji ve ses kullanımı iyiydi, oyunun sonuna kadar postürler ve tipler korundu ama bu, oyunun beklentimin altında kaldığı gerçeğini değiştirmiyor.


Oyunun başından sonuna kadar yaratılmaya çalışılan atmosfer ve karakterler devamlılık açısından başarılıydı. Ancak hissedilen ilk gariplik, 1600’lerden kalma bir Fransız oyununda şive komedisi yapılmasıydı. Başı sonu belli olan ve günümüzde hala geçerliliğini koruyan “din sömürüsü” konusunu ele alan bu oyunu doğru şekilde uyarlamak izleyici açısından klişe ve iyi oyun arasındaki o ince çizgiyi belirler nitelikte, ki izlediğim oyunun çoğu kısmı klişeye kaçıyor hatta kaba güldürü olarak eklenen rejiler bir süre sonra çok tekrara bindiği için sıkıcı bir hal alıp seyircinin kopmasına sebep oluyordu. 


Bunlarla birlikte, bir oyunu süslemenin en bilinen yolu güzel dekor, makyaj ve kostüm kullanmaktır. Oyunun dramaturgisi üzerine çok düşmemiş gibi görünen ekip oyunu süsleme kısmını da eski oynadıkları oyunlara kıyasla baştan savmış görünüyordu. Durum böyle olunca tek perdelik bir komedi oyunundan ziyade, tek perdelik bir komedi oyununun parodisi izlemiş gibi hissettim. Ekibin bahar dönemine çıkartacakları yeni oyunu merakla bekliyorum.

Oyunun Künyesi
OYUNCU KADROSU:
Aleyna Pınar AKBABA, Almıla Hilalsu DİNDAR, Buse UYSAL, Ceren Nur CEYLAN, Emirhan ÇOLAKOĞLU, İrem BEKTAŞ, İrem Elif SÜEL, Melike TEMEL, Mert Erhan BERK, Muhammet DALBUDAK, Murat Erdem ESEN, Osman Efe GÖRE, Özgür KÖSE, Polen Su TÖREN, Selin ŞAHİN, Tuğba GAİP, Yarkın BAYRAKÇI, Zehra ÖZTÜRK
REJİ - DRAMATURJİ:
Aleyna Pınar AKBABA, Buse UYSAL, İrem Elif SÜEL, Muhammet DALBUDAK, Osman Efe GÖRE, Polen Su TÖREN, Rabia ATMACA Zehra ÖZTÜRK,
MAKYAJ:
Buse UYSAL, Almıla Hilalsu DİNDAR, Polen Su TÖREN,
KOSTÜM - AKSESUAR:
Emirhan ÇOLAKOĞLU, İrem BEKTAŞ, İrem Elif SÜEL, Kerem ÇİN, Muhammet DALBUDAK, Mert Erhan BERK, Murat Erdem ESEN, Özgür KÖSE, Rabia ATMACA, Selin ŞAHİN, Seyde Gül IŞIK, Yarkın BAYRAKÇI, Zehra ÖZTÜRK
REJİ DANIŞMANLARI:
Doğancan DEMİR, Furkan KAYA
IŞIK - MÜZİK UYGULAMA:
Rabia ATMACA, Seyde Gül IŞIK
DEKOR:
Aleyna Pınar AKBABA, Ceren Nur CEYLAN, Osman Efe GÖRE, Ersin DÜNDAR
AFİŞ:
Hülya METİN
SES - MÜZİK:
İrem Elif SÜEL, Özgür KÖSE, Polen Su TÖREN, Rabia ATMACA, Zehra ÖZTÜRK
Topluluk: Yaşayan Tiyatro
Tür: Komedi
Seanslar
Afiş
Barokartist
Barokartist
Merhaba, ben İncisu. Ankara’dan Eskişehir’e okumaya gelip kalan bir öğrenciyim. Anadolu Üniversitesi’nde İletişim Tasarımı ve Yönetimi okuyorum. Çok küçük yaşlarımdan beri tiyatroyla ilgili biri olarak Anadolu Üniversitesi’ni tercih etme sebebim de Eskişehir’in gerçek bir Tiyatro şehri olmasıydı. 2018’de Okulun tiyatro kulübünde teknik eleman olarak başladığım yolculuğuma arada ufak bir es vererek bir yıl Almanya’da Erasmus öğrencisi oldum ama bu tiyatroya ara verdiğim anlamına gelmiyor tabi ki. Ardından geri döndüm ve şu an başka bir amatör ekibin senaristi, oyuncusu ve sahne amiri olarak Tiyatro hayatıma aktif devam ediyorum. Sanat dolu günlere.

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Apar

Oyuncunun rol gereği seyircinin duyacağı biçimde ama öbür oyuncuların duymadığı var sayımla düşüncelerini söylemesi veya Oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz