Hadi Öldürsene Canikom

“Hadi Öldürsene Canikom”, geçen sezondan beri izlemek istediğim oyunlardan biriydi. Bu merakımın kaynağında ise metinden çok, Günay Karacaoğlu, Zeynep Kankonde ve Bülent Alkış gibi üç güçlü oyuncunun aynı sahnede nasıl bir enerji ve oyunculuk birlikteliği kuracağını görmek vardı. Geçen sezon fırsat bulamayınca oyun bu sezona kaldı. Bir salon temsilinde izlemeyi tercih ederdim, açıkhavada tiyatro, dikkati dağıtan pek çok unsur nedeniyle bana göre değil. Ancak lokasyonun yakınlığı da kararımı kolaylaştırınca Özgürlük Parkı’ndaki temsilde yerimi aldım.

Aziz Nesin’in 1970’te kaleme aldığı ve yıllar içinde farklı ekiplerce pek çok kez sahnelenen “Hadi Öldürsene Canikom”, bu kez Vigor Kültür Sanat yapımı ve Barış Dinçel rejisiyle seyirci karşısında. Oyunun merkezinde, eşlerini kaybetmiş, hayatlarının ilerleyen dönemlerini birlikte geçiren Siyen ile Diha var. Eski tabirle birbirlerinin “ahretliği” gibiler. Günlük hayatlarının alışkanlıklarla örülü akışı, dışarıdan gelen ürkütücü bir haberle değişmeye başlıyor. Aziz Nesin de tam bu noktada beklenen tepkiyi tersyüz ederek kara komedisinin kapısını aralıyor. Gerisini oyunun sürprizine bırakmak en iyisi.

Daha oyun başlamadan Barış Dinçel’in tasarladığı dekor seyirciyi 70’lerin dünyasına yerleştiriyor. Sepya tonlarının hakim olduğu ev, mobilyasından duvardaki fotoğraflara, radyosundan küçük ayrıntılarına kadar özenle kurulmuş. Temsil öncesinde çalan dönem şarkıları da bu atmosferi tamamlıyor.

Benim için metnin bugün hala güçlü bir karşılığı olan tarafı, yaşlılıkla birlikte derinleşen yalnızlığı ele alış biçimi. Çünkü Siyen ile Diha’nınki herhangi bir yaşta yaşanabilecek genel bir yalnızlık hali değil. Burada insanın yaş aldıkça sosyal hayatın kıyısına itilmesi, ihtiyaçlarının azalması gerektiğinin varsayılması, hatta bir noktadan sonra hayattan elini eteğini çekmesinin beklenmesi var. Aziz Nesin’in kara komedisi de bu yalnızlığı uçlara taşıyor. Kadın söz konusu olduğunda ise meseleye başka bir katman daha ekleniyor. Toplumun yaşlanan kadına bakışında yalnızca yaşlılık değil, kadınlığın giderek görünmezleşmesi de var. Belli bir yaştan sonra beğenilmek, arzulanmak, heyecanlanmak, yakınlık kurmak, dokunmak ve dokunulmak istemek sanki artık ona ait olmayan duygularmış gibi kabul edilebiliyor. Oysa yaş ilerliyor diye insanın duygusal ve bedensel ihtiyaçları bir anda ortadan kalkmıyor. Arzu biçim değiştirebilir, azalabilir, dönüşebilir; ama insanın kendisini canlı, görülür ve kadın olarak hissetme ihtiyacı takvimle sona ermiyor.

Bu nedenle oyundaki cinselliği de yalnızca komediyi besleyen bir unsur olarak görmedim. Aziz Nesin’in iki yaşlı kadının bedensel arzularını, üstelik 1970’lerde yazılmış bir metinde, bu açıklıkta sahneye taşıması dikkat çekici. Siyen ve Diha’yı geçmişlerini anmakla yetinen, hayatın kıyısına çekilmiş iki yaşlı kadın kalıbına hapsetmiyor, onların hala isteyen, merak eden, heyecanlanan insanlar olduğunu hatırlatıyor. Metnin üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen bana en güncel gelen taraflarından biri de bu. Bütün bunları duygusal ya da şefkatli bir yaşlılık anlatısıyla değil, oldukça sert bir kara komediyle yapıyor. Yalnızlığı öylesine uç bir noktaya taşıyor ki korkulması gerekenle arzu edilen arasındaki sınırlar bile bulanıklaşabiliyor. Trajik olanla gülünç olan birbirine karışırken ortaya, aslında yaşlılıkta yalnız bırakılmanın acı bir karikatürü çıkıyor.

Hadi Oldursene Canikom1 Tekperde.com
Hadi Öldürsene Canikom

Benim metinle arama mesafe koyduğum yer ise mizahı oldu. Meselesinin eskidiğini düşünmüyorum ama mizahının bir bölümü bugün bana eski geliyor. Kimi espriler ve durum komedileri fazlasıyla tanıdık, yer yer demode. Seyircinin büyük bölümü bu mizahla oldukça güçlü bir ilişki kurdu, kahkaha hiç eksik olmadı. Bunda sahnedeki enerjinin ve güçlü komedi zamanlamasının da payı büyük. Oyunculuk tarafında ise oyuna dair baştan beri taşıdığım merakın karşılığını aldım.

Benim tiyatroda en çok aradığım dil bu değil. Ama tiyatronun da komedinin de tek bir biçimi yok. “Hadi Öldürsene Canikom”, Barış Dinçel’in özenle kurduğu dönem atmosferiyle kendi komedi anlayışını tutarlı biçimde sürdüren ve seyircisinde karşılığını bulan bir yapım.

Bana oyundan kalan ise kahkahalarından çok şu düşünce oldu: Yaş almak neden hayatın giderek dışına çıkmak anlamına gelsin? Üstelik yaşlanan bir kadının yalnızlığından söz ederken onun kadınlığını, bedenini, arzularını ve yakınlık ihtiyacını neden yok sayalım?

Oyunun Künyesi
Yazan: Aziz Nesin
Yöneten: Barış Dinçel
Oynayanlar: Günay Karacaoğlu, Zeynep Kankonde, Bülent Alkış
Dekor Tasarım: Barış Dinçel
Işık Tasarım:Osman Aktan
Kostüm Tasarım: Başak Özdoğan
Müzik: Çiğdem Erken
Afiş Tasarım: Galip Aksular
Uygulayıcı Yapımcı: Serdar Tuncer
Yapımcı: Serdar Akkaya
Süre: 70 dakika
Yaş Sınırı: 13+
Topluluk: Vigor
Tür: Komedi
Seanslar
Afiş
Temsilertesi
Temsilertesi
Sanat ve sanatçının dostu, tiyatrosever

içerik ekle

sitemizde yayınlanmasını istediğin haber, eleştiri ve değerlendirme yazılarını kolaylıkla yayınlayabilirsin

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazar mısınız?

TekPerde olarak #Tiyatro ile ilgili eleştiri, haber, röportaj ve oyun tanıtım yazılarınızı bekliyoruz.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz