Dolaptaki Canavarlarla Vals: Lie Low

“İnsanlar ağlayan kadınları sevmez.
Travmasını sanata dönüştüren kadınları severler
.”

Yine soğuk bir Kadıköy akşamı.
Özgüveni yerinde, modern bir kadın olarak Kadıköy’ün karanlık sokaklarında tek başıma yürüyorum. Kulağımda tanıdık ezgiler, elimde az önce bir dükkândan aldığım sıcacık kahvem… Sokaklar, vitrinler ve insanlar arasından süzülerek girdiğim tiyatroya adımımı atar atmaz içimde tuhaf bir kıpırtı, belli belirsiz bir sıkıntı beliriyor.

Bu duygu; sahnenin içine gizlice girip yerleşivermenin huzursuzluğu mu?, 

Yoksa tam karşımda, sımsıkı sarındığı battaniyesinin altında acısını içine bastırmaya çalışan genç kadının sessiz çığlığı mı?
O an anlıyorum: Lie Low, seyircisini daha ilk anda yakalayan ve kaçmasına asla izin vermeyen bir kasırga.

Travma.
Yani yara.

Gözle görünmeyen; büyüklüğüne, şiddetine göre insanda kalıcı izler bırakan bir kırılma hâli. Şimdilerde herkes herkese yaralarını gösteriyor. Küçük kâğıt kesikleri… Herkes durmadan konuşuyor. Ben, ben, ben… Ama sıra dinlemeye geldiğinde bir ses bulutunun içinde kayboluyoruz.

Sesimi duyan var mı?
Orada mısınız?
Benim de anlatacaklarım var.

Faye uyuyamıyor.
Tam yirmi gündür uyuyamıyor.

Çünkü durmadan kanayan, kabuk bağlamayan bir yarası var. Çığlık çığlığa anlatmak istese de duyulmayan; bastırdıkça daha çok kanayan, her gece yeniden ve yeniden açılan bir yara bu. Faye korkuyor. Güvende hissetmiyor. Her an ölümle burun buruna olmaktan korktuğu için, ölüme doğru yürümek zorunda kalıyor.

İnsomnia…
Sadece uyuyamama hali değil; güvende hissedemeyen bir bedenin, tetikte kalmaya zorlanan bir zihnin portresi.

Faye uyuyamıyor çünkü dünya uyunacak bir yer değil.

Oysa biz her şeye rağmen uyuyoruz. Gündem değişiyor, başlıklar yenileniyor, hayat akıp gidiyor. Kadınlara, Çocuklara ve Hayvanlara yönelen şiddet her gün sistemli olarak artarken. Biz gözlerimizi kapatıyoruz. Görmemeyi, duymamayı, alışmayı seçiyoruz. Bu Toplumsal Hipersoni hâli; bu toplumsal uyku, bu kolektif dalgınlık hepimizi içine çekiyor. Biz toplumca derin ve huzurlu düşler görüyorken Faye uyanık kalmak zorunda. 

Çünkü uyku, ancak güvende olanlara ait bir lüks.

Her yerde, her zaman, her şeye rağmen iyi görünmek zorundayız.

Ben iyiyim, merak etmeyin.
Ben iyiyim, merak etmeyin.

Oysa aslında iyi değiliz. Hiçbirimiz.

Sokakta güldük diye, dans edip eğlendik diye, yemekhanede biraz fazla patates verdik ya da fotokopi çekerken, kahve alırken yardım ettik diye; maskelerinizin arkasına saklanan hoyratlığınızı, kaba elleriniz, pis kahkahalarınızı görmezden gelmek zorunda değiliz. Biz bu şiddetin öznesi olmak zorunda değiliz.

Her yanımız yara bere içinde.

Yataklarımızın altında, dolaplarımızın içinde saklanan; ilk fırsatta çıkıp bizi bir lokmada yutmak isteyen canavarlarla vals ediyoruz. Yaralarımızdan akan kanla boyuyoruz dudaklarımızı. Savaş boyalarımızı sürüp her gün yeniden başlıyoruz.

Sahi, bir dolaba kaç canavar sığar?
Dolapların içinde, yatakların altında gizlediğiniz o canavarlar kimlerin suretini taşıyor? Kimlerin sesi o canavarla ait? Her gün kulaklarınızda çınlayan…

Bu sadece bir kadın hikâyesi değil!


Suçlu kim?

Kurban kim?

Bir eylemin cinsel taciz sayılması için faalin ne kadar ileri gitmesi gerekir?

Kurban faaline gülümsemiş mi?,

Hayır demiş mi? Direnmiş mi? Susmuş mu?

Arzulamış mı? Haz almış mı?

Hatırlamıyor mu? İftira mı?

Hangi yara daha derin?

Peki ya kanıt? Ya adalet? Ya inanç?

Yara çok taze.
Bıçak çok keskin.
Kan hâlâ sıcak.

Lie Low, seyirciyi sorulara zorlayan, uykusunu kaçıran, huzurunu bozan ve güven duygusunu sorgulatan bir metinle karşı karşıya bırakıyor bizleri. Yol boyunca her cümleyi ayrı ayrı düşünmenize, her anı yeniden yaşamanıza neden olan; uzun süre akıldan çıkmayan, o kadar sıcak, o kadar tanıdık ve o kadar güncel bir oyun.

Başarı tesadüf değil.
İlk oyunları Küller Küllere’den sonra bu ikinci oyun, Müphem Tiyatro’nun kendi ekolünü kurma yolunda emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor. Karanlık, cesur, rahatsız edici ve kimsenin anlatmak istemediği dertleri açık yüreklilikle sahneye taşımaktan vazgeçmeyen; idealist ve alternatif bir tiyatro Müphem. Soru işaretlerini ve adı gibi belirsizlikleri sevdikleri de aşikâr.

Yarayı sarmayı ya da gizlemeyi değil; en derinine kadar itip kanatmayı, kan revan içinde yeniden ve yeniden üretmeyi kendilerine şiar edinen tiyatro Müphem bir kez daha seyircine meydan okuyor. Farklı olmaktan. Gülünmekten, Ayıplanmak  ya da Ayrıştırılmaktan korkmuyorlar. Korkuyu anlatan bir oyunda bile bu kadar korkusuz olmaları gerçekten çarpıcı.

Sahne yine sade ve minimalist.  Işık ilk oyunda olduğu gibi varlığını belli ediyor. Özellikle fondaki lambadere dikkat.  O oyunun sessiz tanıklarından biri.  Mekanda oyuna hizmet etmeyen, göz boyayan hiçbir unsur yok. Zaten ihtiyaç da yok. Oyunculuklar o kadar güçlü ki hiçbir şeyin arkasına gizlenmeden göz önünde durmayı fazlasıyla hak ediyorlar.

Ey seyirci, bu gençlerin sana anlatacakları var.
Orada mısın?
Sahi, orada mısın?

Biz iyiyiz. Merak etme.
Biz iyiyiz.

 Gerçekten iyiyiz.

Oyunun Künyesi
Yazar: Ciara Elizabeth Smyth
Çevirmen: Mehmet Dikkaya
Yönetmen: Cem Burçin Bengisu
Oyun Asistanı: Ayşegül Şevval Kalabalık, Uğur Can Çelik
Oyuncular:
Burçin Nokiç, Meriç Taner Kadıoğlu
Koreografi: Bilge Sağanak Altun
Hareket Tasarım: Uğur Altun
Işık Tasarım: Murat Kural
Oyun Müziği: Beliz
Işık Operatörü: Aydın Dündar
Afiş Tasarım: Hicran Ören
Afiş Fotoğraf: Efe Altuncu
Dekor Tasarım: Mehmet Abdullah Salk & Sena Özgün
Kostüm Tasarım: Nida Coen
Ses ve Efekt Tasarım: Janberd Yıldız
Swing Planet Dans ve Stüdyo Sponsorluğu
Postane Prova Mekan Sponsorluğu
Topluluk: Müphem Tiyatro
Tür: Trajedi, Dram
Seanslar
Afiş
Ebru Kahvecioğlu Koşar
Ebru Kahvecioğlu Koşar
Oyuncu- Oyuncu koçu- Drama/Tiyatro eğitmeni

içerik ekle

sitemizde yayınlanmasını istediğin haber, eleştiri ve değerlendirme yazılarını kolaylıkla yayınlayabilirsin

benzerler

Yorumlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazar mısınız?

TekPerde olarak #Tiyatro ile ilgili eleştiri, haber, röportaj ve oyun tanıtım yazılarınızı bekliyoruz.

Okunası yazılar

E-Posta Bülteni Kaydı

Size sitemiz ve tiyatrolar ile ilgili haberler göndermek istiyoruz